Erkek olsun kadın olsun, kim mümin olarak salih amel işlerse, ona güzel bir hayat yaşatırız ve yaptıklarının en güzeliyle karşılıklarını veririz.
Diyanet Vakfı
Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükafatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.
Kurtubi Tefsiri
Erkek olsun, kadın olsun kim mü’min olduğu halde salih amel işlerse Biz, şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız. Ve bunları elbette işlediklerinin en güzeli ile mükâfatlandıracağız.
“Erkek olsun, kadın olsun kim mü’min olduğu halde salih amel İşlerse Biz, şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız” âyeti, şart ve cevabını ihtiva etmektedir, “Çok güzel bir hayafın mahiyeti hakkında beş görüş ileri sürülmüştür:
1- İbn Abbâs, Saîd b. Cübeyr, Atâ ve ed-Dahhâk’a göre helâl rızık demektir.
2- Hasan-ı Basrî, Zeyd b. Vehb ile Vehb b. Münebbih’e göre kanaat demektir. ,el-Hakem, bunu İkrime’den, o da İbn Abbâs’ın görüşü olarak rivâyet etmiştir. Aynı zamanda Ali b. Ebî Tâlib (radıyallahü anh)’in da görüşü budur.
3- Yüce Allah’ın, itaatleri işleme muvaffakiyeti demektir. Çünkü itaatleri işlemek, kişiyi Allah’ın rızasına ulaştırır. Bu anlamdaki açıklamayı da ed-Dahhâk yapmıştır. Yine ed-Dahhâk şöyle demiştir: Bir kimse, mü’min olarak salih amel işleyecek olursa, ister darlık İçinde olsun, ister bolluk içinde olsun, onun hayatı güze) hayattır. Buna karşılık Allah’ı anmaktan yüz çeviren, Rabbi’ne îman etmeyen salih amel de işlemeyen bir kimsenin geçimi dardır ve onun hayatında hayır namına bir şey yoktur.
4- Mücahid, Katade ve İbn Zeyd de der ki: Güzel hayattan kasıt, cennettir. el-Hasen de böyle demiştir. el-Hasen devamla der ki: Cennet dışında hiç bir kimse için güzel hayat söz konusu değildir. Bunun, mutluluk olduğu da söylenmiştir. Bu görüş; İbn Abbâs’dan rivâyet edilmiştir.
5- Ebû Bekr el-Verrâk da der ki: Güzel bayattan kasıt, itaatin tatlılığıdır. Sehl b. Abdullah et-Tüsterî der ki: Güzel hayat, kulun kendi tedbirinden vazgeçerek, tedbirini hakka havale etmesi demektir. Cafer-i Sadık da şöyle demiştir: Güzel hayat, marifetullah ve Allah’ın huzurunda doğru ve samimi duruştur. Bunun, yaratıklardan müstağni kalmak ve hakka muhtaç olduğunu bilmek olduğu söylendiği gibi, kader-i İlâhiye rıza göstermektir, diye de açıklanmıştır.
“Ve bunları elbette İşlediklerinin en güzeli ile” âhirette
“mükâfatlandıracağız.” Şanı yüce Allah önce “ona çok güzel bir hayat yaşatırız” diye buyurduktan sonra, “ve bunları elbette… mükâfatlandıracağız” diye buyurması, “Kim” kelimesinin hem tekil hem çoğul için kullanılabilmesinden dolayıdır. Bir seferinde zamir tekil olarak lâfza, diğerinde ise çoğul olarak manaya ait olmuştur. Bu türden açıklamalar önceden geçmiş bulunmaktadır.
Ebû Salih der ki: Tevrat’a inanan bir grup insan ile İncil’e inanan bir grup insan ve putlara tapan bir başka grup insan oturdular. Bunlardan birisi, biz daha faziletliyiz dedi, diğerleri de; biz daha faziletliyiz deyince bunun üzerine bu âyet-i kerîme nazil oldu.