Allah’ın yarattığı şeylere bakmadılar mı? Gölgelikleri sağdan ve soldan Allah’a secde ederek dönmektedirler. Onlar da boyun eğmektedirler.
Diyanet Vakfı
Allahın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allaha secde ederek sağa sola döner.
Kurtubi Tefsiri
Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin, zilletle ve itaat ediciler olarak, durmadan sağa-sola dönerek Allah’a secde ettiklerini görmüyorlar mı?
Hamza, el-Kisaî, Halef, Yahya ve el-A’meş, bütün insanlara hitap olmak üzere ” Görmüyor musunuz” anlamında “te” ile okumuşlardır. Diğerleri ise, kötülükleri planlı yanlardan haber vermek üzere “ye”e okumuşlardır. Tercih olunan kıraat şekli de budur.
“Yarattığı şeylerin” yani, gölgesi bulunan ve dik duran ağaç veya dağ gibi her bir cismin.,. Bu açıklamayı İbn Abbâs yapmıştır. Her ne kadar bütün eşya Allah’ın âyetlerini dinleyip itaat ediyor ise de, özel olarak bunlar zikredilmiştir.
“Gölgelerinin zilletle ve itaat ediciler olarak durmadan sağa sola dönerek” anlamındaki âyette geçen:
“Gölgelerinin… sağa sola dönerek” anlamındaki âyeti, Ebû Amr, Yakub ve başkaları, “gölgeler” kelimesinin müennesliği dolayısıyla “te” ile okumuşlardır. Diğerleri ise “ye” ile okumuşlardır. Ebû Ubeyd, bu okuyuşu tercih etmiştir. Bir taraftan bir tarafa eğilip durarak… anlamındadır. Çünkü gölge, günün başlangıcında bir halde iken, daha sonra çekilip arkasından da günün sonuna doğru bir başka hale avdet eder. Göîgenin bir yerden bir başka yere dönüp durması ve meyletmesi onun secdesidîr. İşte bu bakımdan akşam üzeri gölgesine, Dönmek (gölge)” ismi verilmiştir. Çünkü bu durumda gölge batıdan doğuya doğru dönmüş olur. Dönüşf dönmek” anlamındadır. Yüce Allah’ın:
“Allah’ın emrine dönünceye kadar” (el-Hucurât, 49/9) âyeti da buradan gelmektedir. Bu anlamda bir açıklama, ed-Dahhâk, Katâde ve başkalarından da rivâyet edilmiştir. Yine bu anlamdaki açıklamalar, daha önce Ra’d Sûresi’nde (13/15. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. ez-Zeccâc der ki: Bu âyetle cismin secde etmesini kastetmektedir Cismin secde etmesi ise, onun emre itaat etmesi ve onda ilahi sanatın etkilerinin görülmesi demektir. Bu da bütün cisimler hakkında umumidir.
“Zilletle ve itaat ediciler olarak” boyun eğenler ve küçülmüşler olarak, demektir. Küçüklük ve zillet” anlamındadır. Adam küçüldü, zelil oldu” demektir. İsm-i faili …diye gelir. Allah onu zelil etti” anlamındadır. Şair Zu’r-Rimme de şöyle demektedir:
“Geriye Muhayyis denilen hapishanede zelil olan bir kimse ile
Topraklarından başka yerde deliğine sinmiş kimselerden başkası kalmadı.”
el-Maverdi, bu beyti bu şekilde Zu’r-Rimme’ye nisbet etmiş, el-Cevherî bunun Ferezdak’a ait olduğunu söylemiş ve “el-Muhayyis” denilen yerin bir zamanlar Irak’ta bulunan bir hapishanenin ismi olduğunu belirtmiştir. Zillet gösterilen, zelil olunan yer demektir. Bir başkası (-Ali radıyallahü anh.-) de şöyle demektedir:
“Sen benim akıllı mı akıllı olduğumu görmüyor musun?.
Nâfî’ denilen hapishaneden sonra Muhayyis’i bina ettim,”
“Yemîni Sağ” âyetinde, “sağ”ı tekil olarak kullandığı halde “şimal; Sol” kelimesini çoğul kullanmıştır. Çünkü “yemin” kelimesi tekil olsa bile çoğul anlamını verir. Şayet “sağlara ve sollara”, “sağ ve sollara” yahut da “sağa ve sola” ya da “sağlara ve sola” denilse yine câiz olur. Çünkü anlam çokluk ifade etmek içindir. Aynı şekilde bir şeyde İki alâmet bir arada bulunduğu takdirde birisini çoğul, birisini de tekil getirmek Arapların adetidir. Yüce Allah’ın:
“Allah kalplerine ve kulaklarına da mühür vurmuştur” (el-Bakara, 2/7) âyeti İle;
“Onları karanlıklardan nura çıkarır” (el-Bakara, 2/257) âyetinde olduğu gibi. Şayet bu âyetlerde: Onların kulaklarına” ve; Nurlara” denilmiş olsaydı, bu da câiz olurdu. Bununla birlikte “yemin: Sağ” kelimesinin; ‘ın lâfzına, “sola” kelimesinin de onun manasına irca’ edilmesi dolayısıyla bu şekilde gelmiş olduklarını kabul etmek mümkündür, Arap dilinde bunun benzeri pek çoktur. Şair der ki:
“Gelenler ve Teymliler, Sebe’ diyarının dağlarının zirve sindedirler
Camışların derisi onların boyunlarını yaralamış bulunuyor.”
Görüldüğü gibi, burada şair; Deriler” demeyerek “deri” demekle yetinmiştir,
Şöyle de açıklanmıştır: “Sağ” anlamındaki kelimenin tekil zikredilmesi, güneş doğduğunda bir kimse kıbleye karşı ise gölgesi sağa doğru yayılır. Sonra da bir şekilde şimale (kuzeye) doğru meyleder, sonra da sola birçok hallerde meylettiğinden dolayı çoğul olarak, (Sollarla) dîye buyurulmuş