Tıpkı, bölüştürenlere indirdiğimiz gibi.
Diyanet Vakfı
Nitekim biz, komplo kuranlara (azabı) indirmişizdir.
Kurtubi Tefsiri
Nitekim bölüşülenlere de indirmiştik.
Bu ifadede hazfedilmiş sözler vardır Yani: Ben bir azâb ile apaçık uyaran bir kimseyim, anlamında olup merul olan “azâb” kelimesi hazfedilmiştir. Çünkü “uyarmak ” zaten buna delildir. Nitekim bir başka yerde de şöyle buyurulmaktadır:
“Ben Âd ve Semud’un yıldırımı gibi bir yıldırımla sizi korkutup uyarırım” (Fusilet, 41/13) diye buyurulmaktadir.
Nitekim “anlamındaki kafin fazladan geldiği de söylenmiştir. Yani ben sizi bölüşenlere indirdiğimiz şeyler ile açıkça uyarıcıyım demek olur. Yüce Allah’ın:
“Onun benzeri hiçbir şey yoktur.” (eş-Şûrâ, 42/11) âyetinde olduğu gibi
Manası: Ben sizi bölüşenlerede indirdiğimizin bir benzeri ile açıkça uyanayım, şeklinde olduğu söylendiği gibi, anlamın: “Nitekim biz bölüşenlere de azâb indirmiştik ve (95. âyet-i kerîme ile birlikte) o alay edip duranlara karşı muhakkak ki Biz sana yeteriz. Artık emrolunduğunu açıkça bildir ve haddi aşan o müşriklerden yüz çevir. Çünkü Biz onlardan birçok sıkıntılar çekmiş olduğun ileri gelenlere karşı sana yeteriz, anlamında olduğu da söylenmiştir.
“Bölüşenler”in anlamı ile ilgili olarak yedi farklı görüş vardır:
1- Mukâtil ve el-Ferrâ” der ki: Bunlar Hac döneminde Velid b. el-Muğıre’nin gönderdiği onbir kişidir. Bunlar Mekke’nin dar yollarını, geniş yollarını, dağlardaki yollarını kendi aralarında paylaştırarak bu yollardan geçenlere köle diyorlardı: Aramızda çıkan ve Peygamberlik İddiasında bulunan bu kimseye sakın aldanmayın o bir delidir, bazen o bir sihirbazdır, bazen o bir şairdir, bazen de o bir kahindir, diyorlardı. Onlara bu şekilde “bolüşenler” adının verilmesi bu yollan kendi aralarında paylaştırmalarıdır. Allah bunların hepsinin canlarını en kötü şekilde aldı. Bunlar ayrıca el-Velid bin el-Muğiıe’yi Mescidin kapısında hakem olarak tayin etmişlerdi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkında ona soru soranlara da: O adamlar doğru söylediler diye cevap verirdi,
2-Katade der ki: Bunlar Kureyş kafirlerinden bir topluluk olup. Allah’ın kitabını bölüştürerek, bir kısmına şiir, bir kısmına büyü, bir kısmına kehânet bir kısmına da öncekilerin efsaneleri ismini vermişlerdi.
3-İbn Abbâs der ki: Bunlar kitabın bir bölümüne îman edip bir bölümünü inkâr eden kimselerdir.
4-İkrime de böyle demiştir: Bunlar ehl-i kitab kimselerdir. Onlara “bölüşenler” adının veriliş sebebi, alay eden kimseler oluşları ve onların kimisinin: Bu sûre benimdir bu sûre de senin olsun, demeleridir. İşte dördüncü görüş de budur.
5-Katade der ki: Bunlar kitaplarını bölüştüler darmadağın ve parçalara ayırdılar ve tahrif ettiler.
6-Zeyd b. Eslem der ki: Burada kastedilenler, Tiz, Salih’in kavmidir. Bunlar onu öldürmek üzere kasem ettiklerinden dolayı onlara el-müktesîm’in” (yani yemin eden, kasem eden kimseler) ismi verilmiştir. Nitekim yüce Allah:
“Kendi aralarında Allah adına yemin ederek dediler ki: Ona ve aile halkına gece baskın yapalım..,” (En-Neml, 27/49) âyetiyle buna işaret etmektedir.
7-el-Ahfeş der ki: Bunlar karşılıklı olarak yemin ile kendi aralarında bazı hususları, bölüşen bir topluluktu. Denildiğine göre bunlar As b. Vail Rabia’nın iki oğlu Utbe ve Şeybe, Ebû Cehil b. Hişam, Ebul-Bahteri b. Hişam, en-Nadr b. Haris Umeyye b. Haleb ve Münebbih b. Haccac’dırlar. Bunu da el-Maverdi nakletmektedir.