"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 137

Kendileri zayıf düşürülen kavme, bereket verdiğimiz yerin doğularını ve batılarını miras bıraktık. Sabretmeleri sebebiyle Rabbinin İsrailoğulları hakkındaki güzel sözü tamamlandı. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yükseltmekte oldukları yapıları da yerle bir ettik.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve evresnel kavmellezine kanu yustad’afune (hor görülen topluluğu mirasçı yaptık) meşarikal ardı ve megaribehelleti barekna fiha (bereket verdiğimiz yerin doğularına ve batılarına) ve temmet kelimetu rabbikel husna ala beni israil (Rabbinin güzel sözü İsrailoğulları üzerinde tamamlandı) bima saberu (sabretmeleri sebebiyle) ve demmerna ma kane yasneu firavnu ve kavmuhu (Firavun ve kavminin yaptıklarını yıktık) ve ma kanu ya’rişun (ve kurdukları yapıları da)

Mukatil Tefsiri
Sonra yeryüzünü, hor görülüp ezilmekte olan kavme, yani İsrailoğullarına miras verdik. Hor görülüp ezilmelerinden maksat, Mısır topraklarında oğullarının öldürülmesi ve kadınlarının sağ bırakılmasıdır. Onları kutsal yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık; burası Ürdün ve Filistin’dir. Orayı bereketlendirdik; buradaki bereketten maksat su ve çok sayıda üründür. Rabbinin güzel sözü, yani nimeti, sabretmeleri sebebiyle İsrailoğulları üzerinde tamamlandı. Onlar Mısır topraklarında köleleştirildikleri sırada güç yetiremeyecekleri işlerle yükümlü tutulmalarına sabrettiler. Buradaki söz, Kasas sûresinde geçen, Biz ise o yerde güçsüz bırakılanlara lütufta bulunmak istiyorduk (Kasas 5-6) sözüdür. Allah düşmanlarını helak etti ve onları yeryüzünde yerleştirdi. İşte bu, İsrailoğulları üzerinde tamamlanan söz, yani nimettir. Firavun’un ve kavminin, yani Mısır’daki Kıptîlerin yaptıklarını helak ettik; ayrıca onların yükselttikleri, yani inşa ettikleri evleri ve meskenleri de helak ettik.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Firavun ve kavminin zayıf düşürdüğü, oğullarını boğazlayıp kadınlarını sağ bıraktığı, kendilerini zorla çalıştırıp köleleştirdiği İsrailoğulları kavmine, yeryüzünün doğularını, yani Şam bölgesinin doğu taraflarını ve bereket verdiğimiz batılarını miras bıraktık. Yani orada yaşayanlar için hayrı sürekli ve kalıcı kıldığımız yerleri. Yüce Allah “miras bıraktık” buyurdu; çünkü orada bulunan Amalikalıları helâk ederek o yeri İsrailoğullarına miras bıraktı.

“Yeryüzünün doğularını ve batılarını” sözü hakkında tefsir ehli de bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir.

Bize İbn Vekî‘ rivayet etti; dedi ki: Bize Yahya b. Yemân, İsrail’den, o da Furât el-Kazzâz’dan, o da Hasan’dan rivayet etti. Hasan, “Kendileri zayıf düşürülen kavme, bereket verdiğimiz yerin doğularını ve batılarını miras bıraktık” sözü hakkında: Şam’dır, dedi.

Bize Hasan b. Yahya rivayet etti; dedi ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi; dedi ki: Bize İsrail, Furât el-Kazzâz’dan haber verdi. Furât: Hasan’ın buna benzer bir söz söylediğini işittim, dedi.

Bize İbn Vekî‘ rivayet etti; dedi ki: Bize Kabîsa, Süfyân’dan, o da Furât el-Kazzâz’dan, o da Hasan’dan rivayet etti. Hasan, “bereket verdiğimiz yer” hakkında: Şam’dır, dedi.

Bize Bişr b. Muâz rivayet etti; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey‘ rivayet etti; dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den rivayet etti. Katâde, “Kendileri zayıf düşürülen kavme, bereket verdiğimiz yerin doğularını ve batılarını miras bıraktık” sözü hakkında: O, Şam ülkesidir, dedi.

Bize Muhammed b. Abdüla‘lâ rivayet etti; dedi ki: Bize Muhammed b. Sevr, Ma‘mer’den, o da Katâde’den rivayet etti. Katâde, “bereket verdiğimiz yerin doğularını ve batılarını” sözü hakkında: Bereket verilen yer Şam’dır, dedi.

Arap dili âlimlerinden bazıları, “yeryüzünün doğularını ve batılarını” ifadesinin mahal itibarıyla mansup olduğunu ileri sürmüş ve bunun anlamının: “Doğularda ve batılarda zayıf düşürülmekte olan kavme miras bıraktık” olduğunu, “miras bıraktık” fiilinin ise yalnızca “bereket verdiğimiz yer” ifadesine yönelik bulunduğunu söylemiştir. Fakat bu, anlamı olmayan bir sözdür. Çünkü İsrailoğullarını Firavun zamanında Firavun ve kavminden başkası zayıf düşürmüyordu; Firavun’un da Mısır’dan başka yerde hâkimiyeti yoktu. Durum böyleyken “yeryüzünün doğularında ve batılarında zayıf düşürülmekte olanlar” denilmesi doğru değildir. Birisi bunun anlamının “Mısır ülkesinin doğularında ve batılarında” olduğunu söylerse, bu da hitabın anlaşılır anlamından uzak olduğu gibi tefsir ehlinin ve tefsir âlimlerinin sözlerinin de dışındadır.

“Rabbinin güzel sözü İsrailoğulları hakkında tamamlandı” sözüne gelince; bununla Allah’ın İsrailoğullarına verdiği vaadin, kendilerini yeryüzünde güç sahibi kılacağı ve düşmanları Firavun’a karşı onlara yardım edeceği hususunda vaat ettiği şekilde tamamlanması kastedilmektedir. O’nun güzel sözü, Yüce Allah’ın şu sözüdür: “Biz ise yeryüzünde zayıf düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak, onları mirasçılar kılmak, onları yeryüzünde yerleştirmek ve Firavun’a, Hâmân’a ve onların ordularına, onlardan korkup sakındıkları şeyi göstermek istiyorduk.” (Kasas 5-6)

Tefsir ehli de bu hususta bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir.

Bize Muhammed b. Amr rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti; dedi ki: Bize Îsâ, İbn Ebû Necîh’ten, o da Mücahid’den rivayet etti. Mücahid, “Rabbinin güzel sözü İsrailoğulları hakkında tamamlandı” sözü hakkında: Musa’nın kavminin Firavun’a üstün gelmesidir, dedi.

Allah’ın onları yeryüzünde güç sahibi kılması da kendilerine oradan miras bıraktığı şeylerdir.

Bana Müsenna rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe rivayet etti; dedi ki: Bize Şibl, İbn Ebû Necîh’ten, o da Mücahid’den bunun benzerini rivayet etti.

“Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını yerle bir ettik” sözüne gelince; yani Firavun ve kavminin yaptıkları imarları ve tarım alanlarını helâk ettik.

“Ve yükseltmekte oldukları yapıları”; yani inşa ettikleri binaları ve sarayları da helâk ettik; onları bütün bunlardan çıkardık ve bunların tamamını harap ettik. “Yükseltmek/inşa etmek” anlamındaki kelimenin manasını daha önce delilleriyle açıklamıştık.

Tefsir ehli de bu hususta bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir.

Bana Müsenna rivayet etti; dedi ki: Bize Abdullah b. Sâlih rivayet etti; dedi ki: Bana Muâviye, Ali b. Ebû Talha’dan, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas, “yükseltmekte oldukları” sözü hakkında: İnşa etmekte oldukları, demektir, dedi.

Bana Muhammed b. Amr rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Âsım, Îsâ’dan, o da İbn Ebû Necîh’ten, o da Mücahid’den rivayet etti. Mücahid, “yükseltmekte oldukları” hakkında: Ulaşabildikleri kadar evler ve meskenler inşa ediyorlardı; onların üzümleri ise çardaklara kaldırılmış değildi, dedi.

Bana Müsenna rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe rivayet etti; dedi ki: Bize Şibl, İbn Ebû Necîh’ten, o da Mücahid’den bunun benzerini rivayet etti.

Kıraat âlimleri bu kelimenin okunuşunda ihtilaf etmişlerdir. Hicaz ve Irak kıraat âlimlerinin geneli kelimeyi râ harfini kesreli okuyarak “ya‘rişûn” şeklinde okumuştur. Âsım b. Ebû’n-Necûd ise râ harfini ötreli okuyarak “ya‘ruşûn” şeklinde okumuştur. Bunların ikisi de Araplar arasında meşhur iki kullanımdır. “Araşa-ya‘rişu” ve “araşa-ya‘ruşu” denilir. Durum böyle olduğuna göre okuyucu bunlardan hangisiyle okursa doğru okumuş olur; çünkü ikisinin anlamı aynıdır ve her ikisi de Arapların dilinde bilinmektedir. Araplar “fe‘ale” kalıbındaki fiili gelecek zamana çevirdiklerinde de böyle yaparlar; fiilin orta harfini bazen ötreli, bazen kesreli okurlar. Bununla birlikte iki kıraatten bana daha sevimli olanı, halk arasında daha yaygın olması, daha çok okunması ve iki kullanımdan daha sahih bulunması sebebiyle râ harfinin kesreli okunmasıdır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/araf-136/,https://kutsalayet.de/araf-138/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız