Şeytan, şarap ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçecek misiniz?
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Innama yuridus seytanu (suphesiz seytan ister) en yuki’a beynekumul adavete vel bagda (araniza dusmanlik ve nefret dusurmek) fil hamri vel meysir (sarap ve kumar yuzunden) ve yesuddekum an zikrillahi ve anis salah (ve sizi Allahi anmaktan ve namazdan alikoymak) fe hel entum muntehun (artik vazgeciyor musunuz)
Mukatil Tefsiri
“Şeytan ancak aranıza düşmanlık sokmak ister” ifadesi, şeytanın insanlar arasında düşmanlık çıkarmayı ve onları birbirine karşı kışkırtmayı amaçladığını bildirmektedir. Sa‘d ile Ensarlı kişi arasında meydana gelen ve Sa‘d’ın burnunun yaralanmasına kadar varan olay bunun bir örneğidir.
“Kin ve düşmanlık” ifadesi, içki ve kumarın insanlar arasında meydana getirdiği nefret ve husumete işaret etmektedir.
“Sizi Allah’ı anmaktan alıkoymak ister” yani sarhoş olduğunuzda Allah’ı zikretmezsiniz. “Namazdan alıkoymak ister” yani sarhoşluk sebebiyle namazı terk eder veya yerine getiremezsiniz.
“Artık vazgeçecek misiniz?” ifadesi, yasaklama ve haram kılmanın ardından gelen ağır bir uyarıdır. Bunun üzerine müminler: “Vazgeçtik ey Rabbimiz!” dediler.
Peygamber de şöyle buyurdu:
“Ey iman edenler! Allah size içkiyi haram kılmıştır. Kimin yanında ondan bir şey bulunuyorsa onu içmesin, satmasın ve başkasına da içirmesin.”
Enes b. Mâlik şöyle demiştir:
“İçkinin haram kılındığı gün Medine’de üzüm şarabı yoktu. İnsanlar daha çok hurma ve benzeri şeylerden yapılan içecekleri içiyorlardı.”
Kumar ise cahiliye döneminde şu şekilde uygulanıyordu: Bir kişi, “Deve kesimine kimler katılıyor?” diye seslenir, bunun üzerine birkaç kişi bir araya gelip ortaklaşa bir deve satın alırlardı. Daha sonra her biri için bir pay belirlenir ve kura çekilirdi. Kimin oku çıkarsa deve bedelini ödemekten kurtulur, ayrıca etten de pay alırdı. Sonunda bir kişi kalırdı; devenin bütün bedelini o öderdi fakat etten hiçbir pay alamazdı. Deve eti ise diğerleri arasında eşit şekilde paylaştırılırdı.
Fal okları ise insanların işlerini belirlemek için kullandıkları ok ve çubuklardı. Bunlardan birinin üzerinde “Rabbim bana emretti”, diğerinin üzerinde ise “Rabbim bana yasakladı” yazılı olurdu. Bir işe girişmek istediklerinde putların bulunduğu yere gelir, üzerini bir örtüyle kapatır ve bu oklarla kura çekerlerdi. Eğer “Rabbim bana emretti” yazılı ok çıkarsa yapmak istedikleri işe girişirlerdi. “Rabbim bana yasakladı” yazılı ok çıkarsa yolculuğa çıkmaz veya o işi yapmazlardı. Bir kişinin nesebi hakkında şüphe ettiklerinde de aynı yönteme başvururlardı.
Dikili taşlar ise Kâbe’nin çevresine dikilen taşlardı. İnsanlar bu taşlar için kurban keserlerdi.
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Şeytan sizin için şarap içmeyi ve oklarla kumar oynamayı istemektedir; bunu size güzel göstermektedir. Bununla amacı, şarap içmeniz ve oklarla kumar oynamanız sebebiyle aranıza düşmanlık ve kin düşürmektir. Böylece bir kısmınız diğerine düşman olacak, bir kısmınız da diğerinden nefret edecektir. Bunun sonucunda Allah’ın imanla aranızda meydana getirdiği ülfeti ve İslam kardeşliğiyle sizi bir araya toplamasını bozarak düzeninizi dağıtacaktır.
Sizi Allah’ın zikrinden alıkoymak ister sözüyle Allah Teâlâ şunu kastetmektedir: Bu şarabın sizi sarhoş ederek etkisi altına alması ve bu kumarla meşgul olmanız sebebiyle sizi Allah’ın zikrinden uzaklaştırmak ister. Oysa dünya ve ahiretinizin salahı Allah’ı anmakla mümkündür. Aynı şekilde Rabbinizin size farz kıldığı namazdan da sizi alıkoymak ister.
Artık vazgeçecek misiniz? Yani artık bu şarabı içmekten, bu kumarı oynamaktan vazgeçecek misiniz? Rabbinizin size emrettiği şekilde, üzerinize farz kıldığı namazları vakitlerinde yerine getirecek ve dünya ile ahirette taleplerinizin başarıya ulaşmasının sebebi olan Allah’ın zikrine bağlı kalacak mısınız?
Tefsir ehli bu ayetin hangi sebeple indirildiği konusunda ihtilaf etmiştir. Onlardan bazıları şöyle demiştir: Bu ayet, Ömer b. Hattâb sebebiyle nazil olmuştur. Çünkü o, şarap içmenin kötü sonuçlarını Resûlullah’a anlatmış ve Allah’tan onun haram kılınmasını istemiştir.
Bunu söyleyenlerin rivayeti şöyledir: Hennâd b. Serî bize rivayet etti, dedi ki: Vekî‘ bize rivayet etti, İsrâil’den, o Ebû İshâk’tan, o Ebû Meysere’den; Ebû Meysere şöyle dedi: Ömer dedi ki: “Allah’ım! Şarap hakkında bize açık ve yeterli bir açıklama yap.” Bunun üzerine Bakara suresindeki şu ayet nazil oldu: Sana şarap ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda büyük bir günah ve insanlar için bazı faydalar vardır (Bakara 219). Sonra Ömer çağrıldı ve bu ayet ona okundu. Bunun üzerine yine: “Allah’ım! Şarap hakkında bize açık ve yeterli bir açıklama yap.” dedi. Ardından Nisâ suresindeki şu ayet nazil oldu: Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın (Nisâ 43). Rivayetçi dedi ki: Peygamber’in münadisi namaz vakti geldiğinde: “Sarhoş olan kimse namaza yaklaşmasın!” diye seslenirdi. Sonra Ömer çağrıldı ve bu ayet ona okundu. Bunun üzerine yine: “Allah’ım! Şarap hakkında bize açık ve yeterli bir açıklama yap.” dedi. Ardından Mâide suresindeki şu ayet nazil oldu: Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi bir pisliktir (Mâide 90). Ayet, Artık vazgeçecek misiniz? sözüne kadar okundu. Ömer bu kısma gelinince: “Vazgeçtik, vazgeçtik!” dedi.
Hennâd bize rivayet etti, dedi ki: İbn Ebî Zâide bize rivayet etti, dedi ki: Babam bize rivayet etti, Ebû İshâk’tan, o Ebû Meysere’den; Ebû Meysere şöyle dedi: Ömer şöyle dedi: “Allah’ım! Şarap hakkında bize açık ve yeterli bir açıklama yap. Çünkü o aklı ve malı götürmektedir.” Sonra Vekî‘ hadisinin benzerini zikretti.
İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Ebû Üsâme bize rivayet etti, Zekeriyyâ’dan, o Ebû İshâk’tan, o Ebû Meysere’den; Ebû Meysere şöyle dedi: Ömer b. Hattâb: “Allah’ım! Bize açıklama yap.” dedi. Sonra önceki rivayetin benzerini anlattı.
İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Babam bize rivayet etti; yine babasından ve İsrâil’den, onlar da Ebû İshâk’tan, o Ebû Meysere’den, o da Ömer b. Hattâb’dan bunun benzerini rivayet ettiler.
Hennâd bize rivayet etti, dedi ki: Yûnus b. Bükeyr bize rivayet etti, dedi ki: Zekeriyyâ b. Ebî Zâide bize rivayet etti, Ebû İshâk’tan, o Ebû Meysere’den, o da Ömer b. Hattâb’dan; bunun benzerini rivayet etti.
Hennâd bize rivayet etti, dedi ki: Yûnus b. Bükeyr bize rivayet etti, dedi ki: Ebû Ma‘şer el-Medenî bana rivayet etti, Muhammed b. Kays’tan; Muhammed şöyle dedi: Resûlullah Medine’ye geldiğinde insanlar ona geldiler. O sırada şarap içiyor ve kumar oynuyorlardı. Bunun hükmünü sordular. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: Sana şarap ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda büyük bir günah ve insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür (Bakara 219). Bunun üzerine onlar: “Bu konuda bir ruhsat verilmiş bulunuyor. Kumar oynar, şarap içer ve sonra istiğfar ederiz.” dediler. Nihayet bir adam akşam namazına geldi ve Kâfirûn suresini okumaya başladı. “De ki: Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmazsınız.” diye okuyordu. Fakat okuyuşunu düzgün yapamıyor ve ne okuduğunu bilmiyordu. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın (Nisâ 43). Bundan sonra insanlar şarap içmeye devam ediyor, fakat namaz vakti geldiğinde içmeyi bırakıyor ve ne söylediklerini bilerek namaza geliyorlardı. Bu durum Allah Teâlâ şu ayeti indirinceye kadar sürdü: Şarap, kumar, dikili taşlar ve fal okları… Artık vazgeçecek misiniz? (Mâide 90-91). Bunun üzerine onlar: “Vazgeçtik ey Rabbimiz!” dediler.
Diğer bazıları ise şöyle demiştir: Bu ayet Sa‘d b. Ebî Vakkâs sebebiyle nazil olmuştur. Çünkü o, birlikte içki içtiği bir adamla tartışmış, arkadaşı da onu bir devenin çene kemiğiyle vurmuş ve burnunu yarmıştır. Bunun üzerine ayet onların hakkında nazil olmuştur.
Bu görüşü nakleden rivayet şöyledir: Muhammed b. Müsenna bize rivayet etti, dedi ki: Muhammed b. Ca‘fer bize rivayet etti, dedi ki: Şu‘be bize rivayet etti, Simâk b. Harb’den, o Mus‘ab b. Sa‘d’dan, o da babası Sa‘d’dan; Sa‘d şöyle dedi: Ensardan bir adam yemek hazırladı ve bizi davet etti. Şarap içtik ve sarhoş olduk. Sonra Ensar ile Kureyş birbirlerine karşı üstünlük iddiasında bulunmaya başladılar. Ensar: “Biz sizden daha üstünüz.” dedi. Bunun üzerine Ensardan bir adam bir devenin çene kemiğini aldı ve Sa‘d’ın burnuna vurup yardı. Bundan dolayı Sa‘d’ın burnunda yarık kaldı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: Ey iman edenler! Şarap ve kumar… ayetin sonuna kadar.
Hennâd bize rivayet etti, dedi ki: Ebû’l-Ahvas bize rivayet etti, Simâk’tan, o Mus‘ab b. Sa‘d’dan; Mus‘ab şöyle dedi: Sa‘d şöyle dedi: Ensardan bir toplulukla birlikte içki içtim. Sonra onlardan birine, zannederim bir devenin çene kemiğiyle vurdum ve onu kırdım. Bunun üzerine Peygamber’e geldim ve durumu ona haber verdim. Çok geçmeden şarabın haram kılındığını bildiren şu ayet nazil oldu: Ey iman edenler! Şarap ve kumar… ayetin sonuna kadar.
Hennâd bize rivayet etti, dedi ki: İbn Ebî Zâide bize rivayet etti, dedi ki: İsrâil bize rivayet etti, Simâk’tan, o Mus‘ab b. Sa‘d’dan, o da babasından; Sa‘d şöyle dedi: Ensardan bir toplulukla birlikte şarap içtim. Sonra önceki rivayetin benzerini anlattı.
Yûnus bana rivayet etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi, dedi ki: Amr b. Hâris bana haber verdi; İbn Şihâb ona haber verdi ki Sâlim b. Abdullah ona şöyle rivayet etti: Şarabın ilk haram kılınış sebebi, Sa‘d b. Ebî Vakkâs ile bazı arkadaşlarının içki içmeleri ve ardından kavga etmeleridir. Bu kavga sırasında Sa‘d’ın burnu kırıldı. Bunun üzerine Allah Teâlâ: Şarap ve kumar… ayetini indirdi.
Diğer bazıları ise şöyle demiştir: Bu ayet Ensardan iki kabile hakkında nazil olmuştur.
Bu görüşü nakleden rivayet şöyledir: Hüseyin b. Ali es-Sudâî bize rivayet etti, dedi ki: Haccâc b. Minhâl bize rivayet etti, dedi ki: Rebîa b. Kelsûm bize rivayet etti, Cübeyr’den, o babasından, o Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbâs’tan; İbn Abbâs şöyle dedi: Şarabın haram kılınması Ensardan iki kabile hakkında nazil oldu. Onlar içki içtiler. Sarhoş olduklarında birbirleriyle eğlenmeye ve birbirlerine zarar vermeye başladılar. Ayıldıkları zaman kişi yüzünde ve sakalında meydana gelen izleri görüyordu. Bunun üzerine: “Bunu bana falan kardeşim yaptı.” diyordu. Oysa onlar kardeş kimselerdi ve kalplerinde kin yoktu. Adam şöyle diyordu: “Allah’a yemin olsun, eğer bana karşı şefkatli ve merhametli olsaydı bunu bana yapmazdı.” Böylece kalplerine kin ve düşmanlık girmeye başladı. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: Şarap ve kumar…
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…