İncil ehli de Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vel yahkum (ve hukum versin) ehlul incili (Incil ehli) bima enzelallahu (Allahin indirdigiyle) fih (onda) ve men lem yahkum (ve kim hukum vermezse) bima enzelallah (Allahin indirdigiyle) fe ulaike (iste onlar) humul fasikun (fasiklarin ta kendileridir)
Mukatil Tefsiri
“İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin.” buyruğu, hahamların ve ruhbanların İncil’de Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmeleri gerektiğini ifade eder.
Burada kastedilen hüküm, öldüreni, yaralayanı veya vurup zarar vereni affetme hükmüdür.
“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse…” buyruğu, İncil’deki affetme hükmünü terk edip öldüren, yaralayan veya vurana karşı kısas uygulayan kimseler hakkındadır.
“İşte onlar fasıkların ta kendileridir.” buyruğu ise Allah’a isyan edenler anlamındadır.
Taberi Tefsiri
“İncil ehli de hükmetsin” buyruğunun okunuşunda kıraat âlimleri ihtilaf etmiştir. Hicaz ve Basra kıraat âlimleriyle Kûfelilerden bazıları bunu, lâm harfini sakin okuyarak “hükmetsin” şeklinde okumuşlardır. Bu okuyuştaki anlam, Allah’ın İncil ehline, onda indirdiği hükümlerle hükmetmelerini emretmesidir. Sanki bunu böyle okuyan kimse şu anlamı kastetmiştir: Biz ona İncil’i verdik; onda hidayet ve nur vardı, kendisinden önce bulunan Tevrat’ı tasdik ediciydi ve biz İncil ehline, Allah’ın onda indirdiği ile hükmetmelerini emrettik. Buna göre sözde hazfedilmiş bir ifade vardır; zikredilen kısım, hazfedilene ihtiyaç bırakmadığı için o ifade terk edilmiştir. Kûfe ehlinin bir topluluğu ise bunu lâm harfini kesreli okuyarak “İncil ehli hükmetsin diye” anlamında okumuştur. Sanki bunu böyle okuyan kimsenin kastettiği anlam şudur: Biz ona İncil’i verdik; onda hidayet ve nur vardı, kendisinden önce bulunan Tevrat’ı tasdik ediciydi ve İncil ehli onda bulunan Allah hükmüyle hükmetsin diye onu verdik. Bu konuda görünen şudur ki, bunlar meşhur iki kıraattir ve anlam bakımından birbirine yakındır. Bunlardan hangisiyle okursa okusun, okuyucu doğruyu isabet etmiş olur. Çünkü Yüce Allah, peygamberlerinden herhangi birine hiçbir kitap indirmemiştir ki, o kitabın hükümleriyle amel etmeleri emredilen ehli onunla amel etmesin diye indirmiş olsun; onu onlara ancak içindekilerle amel etmelerini emretmiş olarak indirmiştir. Kitabı, içindekilerle amel edilmesi için indirmiş ve onun ehline içindekilerle amel etmeyi emretmiştir. İncil de Allah’ın peygamberlerine indirdiği kitaplardan biri olduğuna göre, onu İsa’ya içindekilerle amel edilmesi için indirmiş ve onun ehline onunla amel etmeyi emretmiştir. Bu sebeple lâm sakin okunarak emir anlamıyla okunması da, lâm kesreli okunarak haber anlamıyla okunması da, iki anlamın birleşmesi sebebiyle aynıdır. Übey b. Ka‘b’dan nakledilen “Ve hükmet” şeklindeki emir okunuşuna gelince, bu ondan sahih bir nakille sabit olmamıştır. Sahih olmuş olsaydı bile, bunun aksiyle okumanın yasak olmasını gerektirmezdi; çünkü onun anlamı sahihtir ve önceki kıraat imamları da bu kıraatle okumuşlardır. Durum açıkladığımız gibi olduğuna göre, “hükmetsin diye” şeklinde lâm kesreli okunduğunda sözün tefsiri şudur: Biz Meryem oğlu İsa’ya İncil’i verdik; onda hidayet ve nur vardı, kendisinden önce bulunan Tevrat’ı tasdik ediciydi, sakınanlar için hidayet ve öğüttü; İncil ehli de onda indirdiğimizle hükmetsin diye onu verdik. Fakat onlar onun hükmünü değiştirdiler, ona aykırı davrandılar ve Allah’ın onda indirdiği ile hükmetmedikleri, ona muhalefet ettikleri için sapıttılar. “İşte onlar fasıkların ta kendileridir” buyruğu ise, Allah’ın emrinden çıkanlar demektir. Lâm sakin okunarak emir anlamı verildiğinde ise sözün tefsiri şöyle olur: Biz Meryem oğlu İsa’ya İncil’i verdik; onda hidayet ve nur vardı, kendisinden önce bulunan Tevrat’ı tasdik ediciydi ve onun ehline, onda indirdiğimizle hükmetmelerini emrettik. Fakat onlar, kendilerine emrettiğimiz bu hususta bize itaat etmediler; aksine onda kendilerine emrettiğimiz emrimize karşı geldiler. İşte onlar fasıkların ta kendileridir.
İbn Zeyd, “fasıklar” kelimesinin bu yerde ve başka yerlerde “yalancılar” anlamına geldiğini söylerdi. Yûnus b. Abdüla‘lâ bana rivayet etti; dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi; dedi ki: İbn Zeyd, “İncil ehli de Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir” buyruğu hakkında şöyle dedi: İncil ehlinden kim de bununla hükmetmezse, “işte onlar fasıkların ta kendileridir”; yani bunu yalanlayanlardır. İbn Zeyd şöyle dedi: Kur’an’da çok azı dışında “fasık” diye geçen her şey “yalancı” anlamındadır. Sonra Allah’ın “Ey iman edenler! Size bir fasık haber getirirse…” (Hucurât 6) buyruğunu okudu ve şöyle dedi: Buradaki fasık, yalancı demektir. Fıskın anlamını delilleriyle birlikte daha önce açıklamış olduğumuzdan, burada onu yeniden tekrar etmeye gerek yoktur.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…