"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 142

Şüphesiz münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Oysa Allah onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak pek az anarlar.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
İnnel munafikine (şüphesiz münafıklar) yuhadiune (aldatmaya çalışırlar) allaha (Allah’ı) ve huve (oysa O) hadium (aldatandır) ve iza (ve ne zaman ki) kamu (kalktıklarında) iles salati (namaza) kamu (kalkarlar) kusala (üşenerek) yuraune (gösteriş yaparlar) en nase (insanlara) ve la (ve) yezkurune (anmazlar) allaha (Allah’ı) illa (ancak) kalila (çok az)

Mukatil Tefsiri
Münafıklar iman ettiklerini açıktan gösterip inkârlarını gizledikleri için Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah ise ahirette onlara karşılık verecektir. Bu, sırat üzerinde kendilerine: “Arkanıza dönün de bir nur arayın.” (Hadîd 13) denildiği zaman gerçekleşecektir. Bunun üzerine karanlık içinde kalacaklardır. İşte Allah’ın ahirette onlara karşılığı budur. Daha sonra Allah Teâlâ münafıklar hakkında haber vererek, namaza kalktıklarında ağır davranıp isteksizce kalktıklarını bildirmiştir. Çünkü onlar namazı üzerlerine gerekli bir hak olarak görmezler. Bu durum Tevbe Sûresi’nde zikredilen özelliklerine de benzemektedir. İnsanlara gösteriş yapmak için özellikle gündüz vakitlerinde namaza kalkarlar. Allah’ı ise namazlarında ancak pek az anarlar. Bu azlık, gösteriş amacıyla yaptıkları zikirdir; gizli kaldıklarında ise namaz kılmazlar.

Taberi Tefsiri
Daha önce münafıkların Allah’ı aldatmaya çalışmalarının ve Allah’ın da onları aldatmasının anlamını açıklamıştık. Bu konuda farklı görüşler bulunmakla birlikte ayetin anlamı şudur: Münafıklar, içlerinde küfrü gizledikleri halde dışarıda imanlarını göstererek canlarını ve mallarını korumaya çalışırlar. Allah ise onların içlerinde taşıdıkları küfrü bildiği halde, dilleriyle söyledikleri iman sözleri sebebiyle dünyada canlarını koruma hükmü verir. Bu, Allah’ın onları dünyada derece derece sona yaklaştırmasıdır. Sonunda ahirette karşısına çıktıklarında, içlerinde gizledikleri küfür sebebiyle onları cehennem ateşine sokacaktır.

Süddî bu ayet hakkında şöyle demiştir: “Allah kıyamet günü münafıklara da müminlerle birlikte yürüyebilecekleri bir nur verecektir. Dünyada müminlerle beraber göründükleri gibi o gün de onlarla birlikte yürüyeceklerdir. Sonra Allah onların nurunu söndürecek, ışıklarını ellerinden alacaktır. Böylece karanlık içinde kalacaklar ve aralarına bir sur çekilecektir.”

İbn Cüreyc ise bu ayetin Abdullah b. Übey, Ebû Âmir b. Nu‘mân ve diğer münafıklar hakkında indiğini söylemiş ve ayetin, Bakara sûresindeki “Onlar Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar; hâlbuki yalnızca kendilerini aldatırlar.” ayetiyle aynı anlamı taşıdığını belirtmiştir. Ona göre Allah’ın onları aldatması, kıyamet günü müminlerle birlikte onlara da nur verilmesi, fakat sura ulaştıklarında bu nurun ellerinden alınmasıdır. Bunun üzerine münafıklar müminlere: “Bize bakın da nurunuzdan biraz alalım.” diye sesleneceklerdir. İşte Allah’ın onları aldatması budur.

Hasan-ı Basrî de bu ayeti okuduğunda şöyle derdi: “Her mümine ve münafığa birlikte yürüyecekleri bir nur verilir. Sırata geldiklerinde münafıkların nuru söndürülür, müminler ise kendi nurlarıyla yollarına devam ederler. Bunun üzerine münafıklar: ‘Bize bakın da nurunuzdan alalım.’ derler. İşte Allah’ın onları aldatması budur.”

“Namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar.” buyruğunun anlamı şudur: Münafıklar, Allah’ın müminlere farz kıldığı amellerden hiçbirini Allah’a yakınlaşmak amacıyla yapmazlar. Çünkü onlar ahirete, sevaba ve cezaya gerçekten inanmazlar. Yaptıkları görünen amellerin amacı sadece canlarını korumak ve müminlerin kendilerini öldürmelerinden veya mallarını almalarından sakınmaktır. Bu sebeple açıkça görülen farzlardan biri olan namaza kalktıklarında da isteksiz ve ağır davranırlar. Namazı Allah için değil, müminlere kendilerini mümin gibi göstermek için kılarlar. Namazın farziyetine gerçekten inanmadıkları için ona gönülsüz ve tembel bir şekilde yönelirler.

Katâde şöyle demiştir: “Allah’a yemin olsun ki insanlar olmasaydı münafık namaz kılmazdı. O yalnızca gösteriş ve şöhret için namaz kılar.”

İbn Zeyd de: “Bunlar münafıklardır. Gösteriş olmasaydı namaz kılmazlardı.” demiştir.

“Allah’ı ancak pek az anarlar.” buyruğu hakkında bazı kimseler: “Allah’ın zikrinden az olan bir şey olur mu?” diye sorabilirler. Bunun cevabı şudur: Burada kastedilen, onların Allah’ı az miktarda zikretmeleri değildir. Kastedilen, Allah’ı yalnızca gösteriş amacıyla anmalarıdır. Onlar bu zikri öldürülmekten, esir edilmekten veya mallarının alınmasından korunmak için yaparlar. Allah’ın birliğine gerçekten inanmış, O’na ihlasla yönelmiş kimselerin zikri gibi değildir. İşte Allah bu zikri “az” olarak nitelemiştir. Çünkü onunla Allah’ın rızası amaçlanmamış, O’na yakınlaşmak istenmemiş ve O’nun sevabı hedeflenmemiştir. Böyle bir amel, ne kadar çok görünürse görünsün hakikatte çölde görülen serap gibidir; dışarıdan bir görüntüsü vardır ama gerçekte içinde su yoktur.

Bu konuda müfessirler de benzer açıklamalar yapmışlardır. Hasan-ı Basrî, “Allah’ı ancak pek az anarlar.” ayetini okuduğunda: “Onların zikri ancak Allah için olmadığı için az sayılmıştır.” demiştir.

Katâde ise şöyle demiştir: “Münafığın zikri azdır; çünkü Allah onu kabul etmemiştir. Allah’ın reddettiği her şey azdır, Allah’ın kabul ettiği her şey ise çoktur.”

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nisa-141/,https://kutsalayet.de/nisa-143/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız