"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 35

Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeyden haberdardır.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve in (ve eğer) hiftum (korkarsanız) şikâka (ayrılık) beynehimâ (ikisi arasında) feb’asû (gönderin) hakemen (bir hakem) min ehlihî (erkeğin ailesinden) ve hakemen (ve bir hakem) min ehlihâ (kadının ailesinden) in (eğer) yurîdâ (isterlerse) ıslâhan (düzeltmeyi) yuvaffik (uyum verir) llâhu (Allah) beynehumâ (aralarını) innallâhe (şüphesiz Allah) kâne (olmuştur) alîmen (bilen) habîrâ (haberdar)

Mukatil Tefsiri
Bu ayetteki “Eğer korkarsanız” ifadesi, “eğer bilirseniz” anlamındadır. “Aralarının açılması” ise karı-koca arasındaki anlaşmazlık ve geçimsizlik demektir. Yani Sa‘d ile eşi arasında bir anlaşmazlık çıkmış, aralarında uyum kalmamış ve kusurun kimden kaynaklandığı; erkeğin mi yoksa kadının mı nüşûz ettiği bilinmemiştir.

Bunun üzerine Allah Teâlâ, hâkime hitap ederek erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem göndermesini emretmektedir. Bu iki hakem, tarafların durumunu araştırır ve onlara öğüt verirler. Eğer sorun nafakanın verilmemesinden veya erkeğin zarar vermesinden kaynaklanıyorsa erkeğe öğüt verirler. Eğer sorun kadından kaynaklanıyorsa ona öğüt verirler. Böylece Allah’ın onların eliyle aralarını düzeltmesi umulur.

“Eğer bu iki hakem barıştırmak isterlerse Allah onların arasını bulur” ifadesi, hakemlerin samimi bir şekilde uzlaştırmayı istemeleri hâlinde Allah’ın eşler arasında barışı gerçekleştireceği anlamındadır.

Eğer taraflar uzlaşamaz ve hakemler de dinleri bakımından ayrılığın onlar için daha hayırlı olacağını düşünürlerse, tarafların rızasıyla hakemler onların arasını ayırırlar.

Şüphesiz Allah onların verdikleri hükmü bilendir ve dinleri hususunda yaptıkları öğüt ve nasihatlerden haberdardır.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın, “Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız” buyruğunun anlamı şudur: Ey insanlar! Eğer onların arasında bir anlaşmazlık bulunduğunu bilirseniz… Buradaki anlaşmazlık, her birinin diğerine sıkıntı veren davranışlarda bulunmasıdır. Kadın tarafından olanı, nüşûz etmesi ve Allah’ın kendisine kocası için yüklediği hakkı yerine getirmeyi terk etmesidir. Erkek tarafından olanı ise onu iyilikle yanında tutmayı veya güzellikle salıvermeyi terk etmesidir.

“Şikak”, bir kimsenin diğerine sıkıntı veren davranışlarda bulunması anlamındaki “şâkka” fiilinin mastarıdır. Her iki tarafın da birbirine hoşlanmadığı şeyleri yapması durumunda, biri diğerine karşı “müşâkka” etmiş olur. Bu durum düşmanlık anlamına da gelebilir. Nitekim Süddî, “Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Eğer erkek kadını döver de kadın dönmeyi reddeder ve ona karşı gelirse, yani ona düşmanlık ederse…”

“Şikak” kelimesinin “beyn”e izafe edilmesi, “beyn” kelimesinin isim olarak da kullanılabilmesindendir. Nitekim Yüce Allah, bazı kıraatlerde okunduğu şekliyle: “Aranızdaki bağ tamamen kopmuştur.” (En’âm 94) buyurmuştur.

“Erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” buyruğuna gelince; tefsir âlimleri bu ayette kimin muhatap olduğu, yani hakemleri göndermekle kimin emredildiği hususunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir.

Bazıları şöyle demiştir: Bununla emredilen kişi, kendisine mesele götürülen yöneticidir.

Bu görüşü benimseyenlerden biri olan Saîd b. Cübeyr, muhâlea talebinde bulunan kadın hakkında şöyle demiştir: “Önce ona öğüt verir. Vazgeçerse mesele kapanır. Vazgeçmezse ondan yatağını ayırır. Vazgeçmezse döver. Vazgeçmezse işi yöneticiye götürür. Yönetici de erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderir. Kadının ailesinden olan hakem: ‘Ona şöyle davranılsın’ der. Erkeğin ailesinden olan hakem de: ‘O da ona şöyle davransın’ der. Hangisi zalimse yönetici onu engeller ve elini tutar. Eğer kadın nâşize ise erkeğe muhâlea yapmasını emreder.”

Dahhâk da: “Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” ayeti hakkında: “Bu iş yöneticiye aittir.” demiştir.

Diğer bazıları ise bununla emredilenlerin bizzat erkek ve kadın olduğunu söylemişlerdir.

Süddî şöyle demiştir: “Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin.” Eğer erkek onu döver ve kadın tekrar itaate dönerse artık onun aleyhine bir yol yoktur. Fakat dönmeyi reddeder ve ona karşı gelirse, erkek kendi ailesinden bir hakem göndersin, kadın da kendi ailesinden bir hakem göndersin.

Daha sonra tefsir âlimleri, hakemlerin hangi amaçla gönderileceği, onlar için hangi hükümlerin geçerli olduğu ve görevlerinin ne olduğu konusunda da ihtilaf etmişlerdir.

Bazıları şöyle demiştir: Eşler, iki hakemi kendi adlarına vekil tayin ederek gönderirler. Hakemlerin, kendilerine verilen yetkinin dışında herhangi bir işlem yapma hakları yoktur. Her biri, kendisini vekil tayin eden tarafın verdiği yetki çerçevesinde hareket eder.

Bu görüşü destekleyen rivayetlerden birinde Ubeyde şöyle anlatır:

Bir adam ile eşi arasındaki anlaşmazlık sebebiyle Ali’nin huzuruna geldiler. Her ikisinin yanında da birçok insan vardı. Ali şöyle dedi: “Erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderin.” Sonra hakemlere dönerek: “Üzerinize düşeni biliyor musunuz? Eğer birleştirmenin uygun olduğunu görürseniz birleştirirsiniz; ayırmanın uygun olduğunu görürseniz ayırırsınız.” dedi.

Kadın: “Allah’ın kitabında benim lehime ve aleyhime olan her şeye razıyım.” dedi.

Adam ise: “Ayrılmaya gelince, buna razı değilim.” dedi.

Bunun üzerine Ali şöyle dedi: “Yalan söyledin! Allah’a yemin olsun ki, kadının kabul ettiğini sen de kabul etmedikçe buradan ayrılamazsın.”

Muhammed b. Sîrîn’in rivayetinde de Ali’nin huzuruna bir adam ve karısının geldiği, yanlarında da birçok insan bulunduğu anlatılmıştır. Ali onlara ailelerinden birer hakem göndermelerini emretmiş, hakemler yaklaşınca da: “Yetkinizi biliyor musunuz? Eğer ayırmayı uygun görürseniz ayırırsınız; birleştirmeyi uygun görürseniz birleştirirsiniz.” demiştir.

Hişâm’ın rivayetinde kadın: “Allah’ın kitabında lehime ve aleyhime olan her şeye razıyım.” demiş, adam ise: “Ayrılığa razı değilim.” cevabını vermiştir. Bunun üzerine Ali: “Yalan söyledin! Allah’a yemin olsun ki, o neye razı olduysa sen de ona razı olmadıkça olmaz.” demiştir.

İbn Avn’ın rivayetinde ise: “Yalan söyledin! Allah’a yemin olsun ki, onun razı olduğuna sen de razı olmadıkça buradan ayrılmayacaksın.” ifadesi geçmektedir.

Süddî şöyle demiştir: Erkek yatağını ayırır ve döver de kadın yine dönmeyi reddeder, ona karşı gelirse; erkek ailesinden bir hakem, kadın da ailesinden bir hakem göndersin. Kadın kendi hakemine: “İşimi sana bıraktım. Eğer dönmemi emredersen dönerim, ayırırsan ayrılırız.” der. Nafaka istiyorsa veya hoşlanmadığı bir durum varsa onu anlatır ve bu sıkıntıyı gidermesini ister. Ya da boşanmak istemediğini bildirir.

Erkek de ailesinden bir hakem gönderir ve işini ona bırakır. İhtiyacını anlatır; onu boşamak istemediğini söyleyebilir, kadının istediği nafakayı ve daha fazlasını verebilir. Yahut: “Benim üzerimdeki malını al ve onu boşa!” diyebilir. Böylece işini ona bırakmış olur. Hakem isterse boşar, isterse evliliği sürdürür.

Daha sonra iki hakem bir araya gelir ve her biri kendi tarafının isteğini diğerine bildirir. Her biri, temsil ettiği tarafın yararını gerçekleştirmeye çalışır. Eğer iki hakem herhangi bir konuda anlaşırsa, ister boşama ister evliliği sürdürme yönünde olsun, verdikleri karar geçerlidir. İşte Allah’ın şu buyruğu bunu ifade etmektedir: “Erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir.” Eğer kadın bir hakem gönderir de erkek göndermeyi reddederse, hakem gönderinceye kadar ona yaklaşamaz.

Diğer bazı âlimler ise hakemleri gönderenin yönetici olduğunu, ancak onların görevinin yalnızca zalimi mazlumdan ayırt etmek ve her birini karşı tarafın hakkını yerine getirmeye zorlamak olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre hakemlerin eşleri ayırma yetkileri yoktur.

Hasan ve Katâde şöyle demişlerdir: “Hakemler yalnızca barıştırmak için gönderilirler. Zalimin zulmüne şahitlik ederler. Ayrılık ise onların elinde değildir; buna yetkileri yoktur.”

Katâde ayrıca şöyle demiştir: “Hakemler barıştırmak için gönderilir. Eğer bunu başaramazlarsa zalimin kim olduğunu tespit ederler. Fakat ayrılık onların yetkisinde değildir.”

Kays b. Sa‘d da hakemler hakkında sorulduğunda şöyle demiştir: “Allah Teâlâ’nın buyurduğu gibi erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderilir. Hakemlerin hükmettiği her şey geçerlidir. Allah Teâlâ: ‘Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir’ buyurmuştur.”

Sonra şu açıklamayı yapmıştır: Erkeğin hakemi erkekle, kadının hakemi kadınla baş başa kalır ve her biri temsil ettiği kişiye: “Bana içindekini doğru söyle.” der. Her biri doğruyu söyleyince iki hakem bir araya gelir ve birbirlerinden, öğrendiklerini doğru aktarma konusunda söz alırlar. İşte bu, onların gerçekten ıslahı istemeleridir. Bu durumda Allah onların arasını düzeltir. Böylece her iki hakem de tarafların gerçek durumunu öğrenir ve hangisinin zalim, hangisinin nâşize olduğunu anlar. Sonra ona göre hüküm verirler.

Eğer kadın suçluysa ona: “Sen zalim ve isyankârsın. Hakka dönüp Allah’a itaat edinceye kadar sana nafaka yoktur.” derler.

Eğer erkek zalimse ona: “Sen zulmeden ve zarar veren kişisin. Nafakasını verip hakka ve adalete dönmedikçe onun evine giremezsin.” derler.

Eğer kadın zalim ve isyankârsa, erkek onun malını alır; bu mal ona helal ve temiz olur. Eğer erkek zalim ve zarar verici ise onu boşar; bu durumda kadının malından hiçbir şey alması helal olmaz. Eğer evliliği sürdürürse Allah’ın emrettiği şekilde sürdürmeli, nafakasını vermeli ve ona iyi davranmalıdır.

Muhammed b. Ka‘b el-Kurazî şöyle demiştir: Ali b. Ebî Tâlib bir hakemi erkeğin ailesinden, bir hakemi de kadının ailesinden gönderirdi. Kadının ailesinden olan hakem erkeğe: “Eşinde neyi beğenmiyorsun?” diye sorardı. Erkek de hoşlanmadığı şeyleri anlatırdı. Bunun üzerine hakem: “Peki, hoşlanmadığın şeyleri bırakıp istediğin şekilde davranırsa, sen de onun hakkında Allah’tan korkup nafaka ve giyim gibi yükümlülüklerini yerine getirecek misin?” diye sorardı. Erkek evet derse, bu defa erkeğin ailesinden olan hakem kadına aynı şekilde sorar, o da kabul ederse onları barıştırırlardı.

Ali şöyle demiştir: “Allah iki hakem vasıtasıyla eşleri birleştirir, yine onlar vasıtasıyla ayırır.”

Hasan ise şöyle demiştir: “Hakemler birleşme konusunda hüküm verebilirler; ayrılık konusunda hüküm veremezler.”

İbn Abbas, “Nüşûzlarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin” (Nisâ 34) ayeti hakkında şöyle demiştir: Bu, kocasına karşı gelen kadındır. Hakemler bunu uygun gördüklerinde kocası onunla muhâlea yapabilir. Bu da kadının kocasına: “Senin yemininin gereğini yerine getirmeyeceğim, evine iznin olmadan insan alacağım.” demesinden sonradır. Yönetici ise: “Böyle bir muhâleaya izin vermeyiz.” der. Kadın kocasına: “Senin için cünüplükten yıkanmayacağım ve senin için namaz kılmayacağım.” dediğinde ise yönetici: “Kadınla muhâlea yap.” der.

İbn Zeyd, “Nüşûzlarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin” (Nisâ 34) ayeti hakkında şöyle demiştir: Ona öğüt verilir. Kabul etmez ve üstün gelirse yatağı ayrılır. Buna da üstün gelirse dövülür. Buna da üstün gelirse ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderilir. Eğer buna rağmen başka bir şey isterse babam şöyle derdi: Hakemlerin ayrılık konusunda hiçbir yetkisi yoktur. Eğer zulmün erkek tarafından olduğunu görürlerse: “Ey falan! Sen zalimsin, vazgeç!” derler. Eğer kabul etmezse durumu yöneticiye bildirirler. Ayrılık konusunda hakemlerin hiçbir yetkisi yoktur.

Diğer bazıları ise hakemleri yöneticinin gönderdiğini ve onların hükmünün hem birleştirme hem de ayırma konusunda eşler üzerinde bağlayıcı olduğunu söylemişlerdir.

İbn Abbas şöyle demiştir: “Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin.” Bu, araları bozulan karı koca hakkındadır. Allah, erkeğin ailesinden salih bir adam ve kadının ailesinden onun benzeri bir adam gönderilmesini emretmiştir. Bu iki kişi hangisinin kusurlu olduğunu araştırırlar. Eğer kusurlu olan erkekse kadını ondan uzaklaştırırlar ve onu yalnızca nafaka vermekle yükümlü tutarlar. Eğer kusurlu olan kadınsa onu kocasına bağlı kılar ve nafakadan mahrum bırakırlar.

Eğer görüşleri eşleri ayırma veya birleştirme konusunda birleşirse kararları geçerlidir. Eğer birleştirmeye karar verirler ve eşlerden biri buna razı olurken diğeri istemez, sonra da taraflardan biri ölürse; razı olan eş, razı olmayan eşe mirasçı olur; razı olmayan ise ona mirasçı olamaz. “Eğer onlar barıştırmak isterlerse” buyruğundaki iki kişi hakemlerdir. Allah onların arasını düzeltir.

Muhammed b. Sîrîn’den nakledildiğine göre, erkeğin ailesinden olan hakem ile kadının ailesinden olan hakem, gerekli gördüklerinde hem ayırabilir hem de birleştirebilirler.

Saîd b. Cübeyr’e hakemler hakkında soru sorulduğunda şöyle demiştir: “Ben o dönemde yaşamıyordum.” Sonra eklemiştir: “Eğer kastın anlaşmazlık hakemleriyse, önce sıkıntının hangi taraftan geldiğine bakarlar. O taraf düzelirse mesele biter. Düzelmezse diğer tarafa yönelirler. O da düzelmezse hüküm verirler. Hakemlerin verdikleri her hüküm geçerlidir.”

Bize Abdülhamîd b. Beyân rivayet etti, dedi ki: Muhammed b. Yezîd bize haber verdi, İsmâil’den, o da Âmir’den, “Erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” buyruğu hakkında şöyle dedi: “İki hakemin hükmettiği her şey geçerlidir.”

Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Cerîr bize rivayet etti, Muğîre’den, o da Dâvûd’dan, o da İbrâhim’den: “İki hakemin hükmettiği her şey geçerlidir. Eğer onları üç talakla veya iki talakla ayırırlarsa bu geçerlidir. Bir talakla ayırırlarsa da geçerlidir. Eğer malı hakkında bir hüküm verirlerse bu da geçerlidir. Eğer barıştırırlarsa bu da geçerlidir. Eğer bir şeyden vazgeçirirlerse bu da geçerlidir.”

Bize Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Habbân bize rivayet etti, dedi ki: İbnü’l-Mübârek bize haber verdi, dedi ki: Ebû Ca‘fer bize rivayet etti, Muğîre’den, o da İbrâhim’den, “Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” buyruğu hakkında şöyle dedi: “İki hakemin yaptığı her şey onlar hakkında geçerlidir. Eğer üç talakla boşarlarsa bu geçerlidir. Bir talakla boşarlarsa veya bir bedel karşılığında boşarlarsa bu da geçerlidir. Onların yaptıkları her şey geçerlidir.”

Bize Hasan b. Yahyâ rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma‘mer bize haber verdi, Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o da Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan: “İki hakem isterlerse ayırırlar, isterlerse birleştirirler.”

Bize Kâsım rivayet etti, dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Hüşeym bize rivayet etti, Husayn’dan, o da Şa‘bî’den: Bir kadın kocasına karşı nüşûz etmişti. Bunun üzerine Şüreyh’in huzurunda davalaştılar. Şüreyh şöyle dedi: “Erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin!” İki hakem onların durumunu inceledi ve aralarını ayırmayı uygun gördü. Adam bundan hoşlanmadı. Bunun üzerine Şüreyh: “Öyleyse bugün bu iki hakem ne için vardı?” dedi ve onların kararını geçerli saydı.

Bize Hasan b. Yahyâ rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma‘mer bize haber verdi, İbn Tâvûs’tan, o da İkrime b. Hâlid’den, o da İbn Abbas’tan: “Ben ve Muâviye iki hakem olarak gönderildik.” Ma‘mer dedi ki: Bana ulaştığına göre onları Osman göndermiş ve şöyle demişti: “Eğer birleştirmeyi uygun görürseniz birleştirin, ayırmayı uygun görürseniz ayırın.”

Bana Müsennâ rivayet etti, dedi ki: İshak bize rivayet etti, dedi ki: Rûh b. Ubâde bize rivayet etti, dedi ki: İbn Cüreyc bize rivayet etti, dedi ki: İbn Ebî Müleyke bana anlattı ki Akîl b. Ebî Tâlib, Utbe’nin kızı Fâtıma ile evlenmişti. Aralarında bazı anlaşmazlıklar meydana geldi. Kadın Osman’a giderek durumu anlattı. Osman da İbn Abbas ile Muâviye’yi gönderdi. İbn Abbas: “Mutlaka onların arasını ayıracağım!” dedi. Muâviye ise: “Ben Abdümenâf oğullarından iki yaşlı kişinin arasını ayıracak değilim!” dedi. Onların yanına vardıklarında ise ikisinin barışmış olduklarını gördüler.

Bana Yahyâ b. Ebî Tâlib rivayet etti, dedi ki: Yezîd bize rivayet etti, dedi ki: Cüveybir bize haber verdi, Dahhâk’tan, “Eğer karı kocanın arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Bu iki kişi onlar hakkında adaletli ve şahit kimseler olurlar.”

Bu durum, erkek ile kadının birbirlerini suçlamaları ve meselelerini yöneticinin huzuruna götürmeleri hâlinde söz konusu olur. Yönetici onlar hakkında iki hakem tayin eder: Erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem. Bu iki kişi her ikisi hakkında da güvenilir olurlar. Bozulmanın hangi taraftan kaynaklandığını araştırırlar. Eğer bozulma kadın tarafından ise kadın kocasına itaat etmeye zorlanır. Kocaya da Allah’tan korkması, onunla güzel geçinmesi ve Allah’ın kendisine verdiği ölçüde nafakasını sağlaması emredilir. Ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Eğer kötülük erkek tarafından ise ona kadına iyi davranması emredilir. Eğer bunu yapmazsa ona: “Hakkını ver ve yolunu serbest bırak!” denilir. Bunu uygulayan ise onlar hakkında yöneticidir.

Ebû Ca‘fer dedi ki: “Erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” buyruğu hakkında doğruya en yakın görüş şudur: Allah bu hitapla bütün Müslümanlara seslenmiştir. Eşler arasında ayrılık korkusu bulunduğunda durumlarını incelemek üzere iki hakem göndermelerini emretmiştir. Bu emri bazı Müslümanlara tahsis edip diğerlerini dışarıda bırakmamıştır.

Bütün âlimler, bu konuda hakem göndermenin eşler ve Müslümanların işlerini yürüten yönetici veya onun yerine bu görevi üstlenen kişi dışında başkasına ait olmadığı konusunda görüş birliği içindedirler. Ancak eşler ile yönetici arasında, bu görevin kime ait olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir: Hakemleri göndermekle emredilen eşler midir, yoksa yönetici midir?

Ayette bu emrin eşlerden birine mahsus olduğunu gösteren bir delil yoktur. Bu konuda Resûlullah’tan gelen bir rivayet de bulunmamaktadır. Ümmet de bu meselede farklı görüşler ileri sürmüştür.

Durum anlattığımız gibi olduğuna göre, doğruya en yakın görüş; ayetten, herkesin onun kapsamına girdiğinde ittifak ettiği kimselerin kastedilmiş olduğunu kabul etmektir. Buna göre hem eşler hem de yönetici bu ayetin hükmü kapsamındadır. Çünkü “Erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” buyruğunun eşleri de kapsayıp kapsamadığı konusunda ihtilaf edilmiş olmakla birlikte, ayetin zahiri onları da kapsamaktadır.

Buna göre, eşlerden her biri kendi tarafından bir hakem gönderirse ve bu hakemi durumlarını incelemekle görevlendirirse, o hakemin kendisini görevlendiren taraf adına tasarrufta bulunması geçerlidir. Eğer onu bazı hususlarda yetkilendirir de diğer hususlarda yetkilendirmezse, hakemin yaptığı işlemler yalnızca verilen yetki ölçüsünde geçerli olur. Mesela taraflardan biri onu yalnızca kendi malı hakkında yetkilendirir, kendi aleyhine olan hususlarda yetkilendirmezse veya eşlerden biri lehine ve aleyhine olan bütün hususlarda vekâlet vermemişse, iki hakemin yetkisi ancak üzerinde birlikte anlaştıkları hususlarla sınırlı olur; birinin tek başına yaptığı işlem geçerli olmaz.

Eğer eşler onları herhangi bir konuda vekil tayin etmemiş, yalnızca zalimi mazlumdan ayırmaları ve ihtiyaç duyulduğunda yönetici huzurunda şahitlik etmeleri için göndermişlerse, bu durumda hakemlerin boşama, mal alma veya bunlara benzer herhangi bir işlem yapmaları caiz değildir. Böyle bir durumda yaptıkları şeyler eşlerden hiçbirini bağlamaz.

Eğer biri: “Senin açıkladığın şekildeyse, o hâlde iki hakemin anlamı nedir?” diye sorarsa şöyle denilir:

Bu konuda ihtilaf edilmiştir. Bazıları, hakem kelimesinin anlamının adaletli inceleme yapmak olduğunu söylemiştir. Dahhâk b. Müzâhim de daha önce zikrettiğimiz rivayette bunu ifade etmiştir. Yani bunlar eşler arasında hüküm veren iki kadı değildir; onun sözünün açıkladığımız anlamı budur.

Diğerleri ise bunların, eşlerin kendilerine bıraktığı hususlarda aralarında hüküm veren iki kadı olduğunu söylemişlerdir.

Ancak hangi görüş kabul edilirse edilsin, bu iki hakemin veya bunlardan birinin, hakkında hüküm verilen kişinin rızası olmaksızın ayrılık ya da mal konusunda hüküm vermesi mümkün değildir. Ancak Allah’ın hükmü gereği eşlerden birinin diğerine karşı yerine getirmesi zorunlu olan haklar bunun dışındadır. Mesela erkek kadına zulmeden taraf ise, ona nafaka vermesi ve onu iyilikle yanında tutması gerekir.

Bunun dışındaki hususlarda ne bu iki hakemin ne de başka herhangi bir insanın, ne yöneticinin ne de başkasının böyle bir yetkisi vardır. Çünkü erkek kadına zulmediyorsa imamın, kadının hakkını ondan alma yetkisi vardır. Kadın ise kocasına karşı gelen ve nâşize olan taraf ise Allah erkeğe ondan fidye alma izni vermiş ve Bakara Suresi’nde açıkladığımız üzere boşama yetkisini ona bırakmıştır.

Durum böyle olunca, kocanın rızası olmaksızın hiç kimsenin bir erkekle kadını birbirinden ayırma yetkisi yoktur. Kadının rızası olmadan da malını almak mümkün değildir. Ancak bunu gerektiren bir nas veya kıyas bulunursa durum farklıdır.

Eğer iki hakemi yönetici göndermişse, kocanın onları bu konuda vekil tayin etmemesi hâlinde onların eşleri ayırma yönünde hüküm vermeleri caiz değildir. Aynı şekilde kadının rızası olmaksızın mal alınmasına hükmetmeleri de caiz değildir. Buna daha önce Ali b. Ebî Tâlib’in uygulaması ve onun görüşünü benimseyenlerin sözleri delalet etmektedir.

Ancak onların eşlerin arasını düzeltmeleri, zalim olanı mazlum olandan ayırt etmeleri ve mazlumun ihtiyaç duyması hâlinde onun lehine şahitlik etmeleri mümkündür. Onların ayırma yetkisine sahip olmadıklarını söylememizin sebebi, daha önce açıkladığımız gerekçedir.

Yönetici hakemleri ancak eşler kendisine başvurduklarında, her biri diğerini şikâyet ettiğinde ve haklı ile haksızın kim olduğu kendisine karışık geldiğinde gönderir. Çünkü haklı ile haksız açıkça biliniyorsa, hükmü zaten belli olan bir mesele için hakem göndermenin anlamı yoktur.

“Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir” buyruğunun tefsiri şöyledir:

Yüce Allah’ın “Eğer onlar barıştırmak isterlerse” buyruğuyla kastettiği şey şudur: Eğer iki hakem, aralarında ayrılık korkusu bulunan karı kocanın arasını düzeltmek isterlerse, Allah iki hakemi başarıya ulaştırır ve onları uzlaştırma konusunda görüş birliğine sevk eder. Bu da, eşlerin durumunu araştırmak üzere görevlendirilen her iki hakemin kendilerine aktarılan hususlarda doğru davranmaları hâlinde gerçekleşir.

Bu konuda tefsir ehli de bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir.

Mücâhid, “Eğer onlar barıştırmak isterlerse” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Burada kastedilen erkek ve kadın değildir; iki hakemdir.”

Saîd b. Cübeyr, “Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Bunlar iki hakemdir. Eğer barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir.”

İbn Abbas, “Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Burada kastedilen iki hakemdir. Bunun gibi, ıslah etmek isteyen her kişiyi Allah hakka ve doğruya muvaffak kılar.”

Süddî, “Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Burada iki hakem kastedilmektedir.”

Saîd b. Cübeyr, “Eğer onlar barıştırmak isterlerse” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Eğer iki hakem barıştırmayı isterlerse, barıştırırlar.”

Mücâhid, “Eğer onlar barıştırmak isterlerse Allah onların arasını düzeltir” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Allah iki hakemin arasını uzlaştırır.”

Dahhâk, “Eğer onlar barıştırmak isterlerse” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Bunlar, kadına ve erkeğe samimiyetle öğüt veren iki hakemdir.”

“Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeyden haberdardır” buyruğunun tefsiri şöyledir:

Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Allah, iki hakemin eşlerin arasını düzeltme veya başka bir amaçla neyi murat ettiklerini bilendir. Onların ve başkalarının bütün işlerinden haberdardır. Bunlardan hiçbir şey O’na gizli kalmaz. Onları gözetip korumaktadır. Nihayet her birine yaptığının karşılığını verecektir: iyiliğe iyilikle, kötülüğe ise ya bağışlama ile ya da ceza ile karşılık verecektir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/nisa-34/,https://kutsalayet.de/nisa-36/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız