Onların hidayeti senin üzerine değildir. Fakat Allah dilediğini hidayete erdirir. Yaptığınız her hayır kendiniz içindir. Siz ancak Allah’ın rızasını isteyerek infak edersiniz. Yaptığınız her hayır size eksiksiz verilir ve size zulmedilmez.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Leyse aleyke hudahum (onların hidayeti sana ait değildir) velakinnallaha yehdi men yeşa (Allah dilediğini hidayete erdirir) ve ma tunfiku min hayrin fe-li-enfusikum (ne harcarsanız kendiniz içindir) ve ma tunfikune illa ibtigae vechillah (sadece Allah rızası için harcayın) ve ma tunfiku min hayrin yuveffe ileykum (ne harcarsanız size tam verilir) ve entum la tuzlemun (haksızlığa uğratılmazsınız)
Mukatil Tefsiri
“Onların hidayete ermesi senin üzerine değildir.” Bu ayet müşrikler hakkında inmiştir. Çünkü zekât dışında onlara da sadaka verilmesi emredilmişti.
Bu ayet, Ebû Bekir’in kızı Esmâ hakkında nazil olmuştur. Esmâ, Nebi’ye müşrik olan dedesi Ebû Kuhâfe ile karısına iyilik edip edemeyeceğini sordu. Nebi’ye onların durumunu sormak sanki ağır gelmişti. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:
“Onların hidayete ermesi senin üzerine değildir.” Yani Ebû Kuhâfe’nin hidayeti senin üzerine değildir.
“Fakat Allah dilediğini hidayete erdirir.” Yani dilediğini İslam dinine iletir.
“Hayır olarak ne infak ederseniz.” Yani maldan verdiğiniz her şey.
“Kendiniz içindir.”
“Ve siz ancak Allah’ın rızasını isteyerek infak edersiniz.”
“Hayır olarak ne harcarsanız.” Yani maldan ne verirseniz.
“Size eksiksiz ödenir.” Yani amellerinizin karşılığı size tam olarak verilir.
“Ve siz zulme uğratılmazsınız.” Yani sevabınızdan hiçbir eksiltme yapılmaz.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şunu kastetmektedir: Ey Muhammed, müşrikleri İslam’a hidayet etmek senin üzerine değildir ki, onları İslam’a girmeleri için ihtiyaç duydukları nafile sadakadan mahrum bırakasın ve onlara bundan vermeyesin. Fakat kullarından dilediğini İslam’a hidayet eden, onu buna muvaffak kılan Allah’tır. Bu sebeple onlardan sadakayı esirgeme.
Ebû Küreyb bize rivayet etti, dedi ki: İbn Yemân, Eş‘as’tan, o da Cafer’den, o da Şu‘be’den rivayet etti: Peygamber müşriklere sadaka vermezdi. Bunun üzerine “Siz ancak Allah’ın yüzünü istemek için infak edersiniz” ayeti indi ve onlara sadaka verdi.
Ebû Küreyb bize rivayet etti, dedi ki: Ebû Dâvûd, Süfyân’dan, o da A‘meş’ten, o da Cafer b. İyâs’tan, o da Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti: Onlar müşrik akrabalarına yardım etmezlerdi. Bunun üzerine “Onların hidayeti senin üzerine değildir; fakat Allah dilediğini hidayete erdirir” ayeti indi.
İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Babam, Süfyân’dan, o da bir adamdan, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti: Onlar, “Onların hidayeti senin üzerine değildir; fakat Allah dilediğini hidayete erdirir” ayeti ininceye kadar müşrik akrabalarına yardım etmekten sakınırlardı.
Muhammed b. Beşşâr ve Ahmed b. İshak bize rivayet ettiler, dediler ki: Ebû Ahmed bize anlattı, dedi ki: Süfyân, A‘meş’ten, o da Cafer b. İyâs’tan, o da Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti: Onlar müşrik olan akrabalarına yardım etmezlerdi. Bunun üzerine “Onların hidayeti senin üzerine değildir; fakat Allah dilediğini hidayete erdirir” ayeti indi ve onlara bu konuda ruhsat verildi.
Müsennâ bize rivayet etti, dedi ki: Süveyd bize anlattı, dedi ki: İbnü’l-Mübârek, Süfyân’dan, o da A‘meş’ten, o da Cafer b. İyâs’tan, o da Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan haber verdi: Ensardan bazı kimselerin Kurayza ve Nadîr kabilelerinden akrabaları vardı. Onlara sadaka vermekten sakınıyorlar ve onların Müslüman olmalarını istiyorlardı. Bunun üzerine “Onların hidayeti senin üzerine değildir…” ayeti indi.
Bişr bize rivayet etti, dedi ki: Yezîd bize anlattı, dedi ki: Saîd, Katâde’den rivayet etti: Bize ulaştığına göre Allah’ın Peygamberinin ashabından bazı kimseler, “Dinimizden olmayan kimselere sadaka verelim mi?” dediler. Bunun üzerine Allah bu konuda şu ayeti indirdi: “Onların hidayeti senin üzerine değildir.”
Müsennâ bana rivayet etti, dedi ki: İshak bize anlattı, dedi ki: İbn Ebî Cafer, babasından, o da Rebî‘den şu ayet hakkında rivayet etti: “Onların hidayeti senin üzerine değildir; fakat Allah dilediğini hidayete erdirir.” Rebî‘ şöyle dedi: Müslüman bir kimse ile müşrik bir kimse arasında akrabalık bulunduğunda ve o müşrik ihtiyaç sahibi olduğunda, Müslüman ona sadaka vermez ve “O benim dinimden değildir” derdi. Bunun üzerine yüce Allah “Onların hidayeti senin üzerine değildir…” ayetini indirdi.
Muhammed bana rivayet etti, dedi ki: Amr bize anlattı, dedi ki: Esbât, Süddî’den şu ayet hakkında rivayet etti: “Onların hidayeti senin üzerine değildir; fakat Allah dilediğini hidayete erdirir. Hayırdan her ne infak ederseniz kendiniz içindir.” “Onların hidayeti senin üzerine değildir” sözü müşrikler hakkındadır. İnfaka gelince, onun ehli açıklanmıştır.
Müsennâ bana rivayet etti, dedi ki: Hammânî bize anlattı, dedi ki: Yakub el-Kummî, Cafer b. Ebî Muğîre’den, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti: Onlar sadaka verirlerdi…
Yunus bana rivayet etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd şu ayet hakkında şöyle dedi: “Size eksiksiz ödenir ve siz zulme uğratılmazsınız.” Bu sana geri döndürülür. Öyleyse senin bununla ne işin var ki ona eziyet ediyor ve başa kakıyorsun? Senin infakın ancak kendin içindir ve Allah’ın yüzünü istemek içindir. Allah da sana bunun karşılığını verir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…