"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Enam Suresi – Yapay Zeka Meali

1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve nuru var eden Allah’a aittir. Sonra da inkâr edenler Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.
2. Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel takdir eden O’dur. Onun katında belirlenmiş bir süre daha vardır. Sonra siz hâlâ şüphe ediyorsunuz.
3. O, göklerde ve yerde Allah’tır. Gizlinizi de açığınızı da bilir, kazandıklarınızı da bilir.
4. Rablerinin ayetlerinden onlara bir ayet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.
5. Gerçek onlara gelince onu yalanladılar. Alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.
6. Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Size vermediğimiz imkânları onlara vermiştik. Onların üzerine gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Onları günahları yüzünden yok ettik ve onlardan sonra başka nesiller var ettik.
7. Eğer sana kâğıda yazılmış bir kitap indirseydik de elleriyle ona dokunsalardı, inkâr edenler yine de, “Bu apaçık bir büyüdür” derlerdi.
8. “Ona bir melek indirilmeli değil miydi?” dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, sonra onlara göz bile açtırılmazdı.
9. Eğer onu bir melek kılsaydık, mutlaka bir insan suretine sokardık ve onların kafasını karıştırdığımız gibi yine karıştırmış olurduk.
10. Senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi.
11. De ki: Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, bakın.
12. De ki: Göklerde ve yerde olanlar kimin? De ki: Allah’ındır. O, rahmeti kendi üzerine yazmıştır. Sizi, hakkında şüphe olmayan kıyamet gününde mutlaka toplayacaktır. Kendilerini ziyana uğratanlar, işte onlar iman etmezler.
13. Gece ve gündüzde sakin olan her şey O’nundur. O, işitendir, bilendir.
14. De ki: Gökleri ve yeri yaratan, doyuran ama doyurulmayan Allah’tan başka bir dost mu edineyim? De ki: Bana, Müslüman olanların ilki olmam ve sakın müşriklerden olma, diye emrolundu.
15. De ki: Eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.
16. O gün kimden azap çevrilirse, şüphesiz Allah ona rahmet etmiştir. İşte bu, apaçık kurtuluştur.
17. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dokundurursa, O her şeye gücü yetendir.
18. O, kullarının üstünde mutlak hâkimdir. O, hüküm ve bilgi sahibidir.
19. De ki: Şahitlik bakımından en büyük şey nedir? De ki: Allah benimle sizin aranızda şahit olarak yeter. Bu Kur’an bana, sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyedildi. Gerçekten siz Allah’tan başka tanrılar olduğuna şahitlik ediyor musunuz? De ki: Ben şahitlik etmem. De ki: O ancak bir tek ilahtır ve ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.
20. Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana uğratanlar, işte onlar iman etmezler.
21. Allah’a iftira edenden veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır? Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremez.
22. Onların hepsini toplayacağımız gün, ortak koşanlara, “Ortaklarınız nerede?” diyeceğiz.
23. Sonunda onların bahanesi, “Rabbimiz Allah’a yemin ederiz ki biz ortak koşanlar değildik” demekten ibaret olur.
24. Bak kendilerine nasıl yalan söylediler. Uydurdukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitmiştir.
25. İçlerinden sana kulak verenler vardır. Ama biz onların kalplerine, onu anlamalarına engel perdeler, kulaklarına ağırlık koyduk. Onlar her mucizeyi görseler de inanmazlar. Sana geldiklerinde seninle tartışırlar. İnkâr edenler, “Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil” derler.
26. Onlar, ondan alıkoyarlar ve kendileri de ondan uzak dururlar. Fakat sadece kendilerini helak ederler, farkında olmazlar.
27. Ateşin karşısında durdurulduklarında bir görsen: “Keşke geri gönderilsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve iman edenlerden olsak” derler.
28. Hayır, daha önce gizledikleri kendilerine açığa çıktı. Geri gönderilselerdi, yine men edildikleri şeylere dönerlerdi. Onlar yalancıdırlar.
29. Derler ki: “Hayat sadece bu dünya hayatıdır, biz tekrar diriltilecek değiliz.”
30. Rablerinin huzurunda durdurulduklarında bir görsen: Allah der ki, “Bu gerçek değil mi?” Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun” derler. Allah der ki, “İnkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın.”
31. Allah ile buluşmayı yalanlayanlar kesinlikle ziyana uğramışlardır. Saat onlara ansızın geldiğinde, “Yazıklar olsun bize! Onu nasıl da göz ardı etmişiz!” derler. Günahlarını sırtlarında taşırlar. Dikkat edin, yükledikleri şey ne kötüdür.
32. Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Korunanlar için âhiret yurdu daha hayırlıdır. Akletmez misiniz?
33. Onların söylediklerinin seni üzdüğünü biliyoruz. Gerçekte seni yalanlamıyorlar, fakat zalimler Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
34. Senden önce de peygamberler yalanlandı. Sabrettiler, yalanlandıklarında ve eziyet edildiklerinde, yardımımız onlara ulaşıncaya kadar. Allah’ın sözlerini değiştirecek yoktur. Sana da elçilerin haberleri geldi.
35. Onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, yerin içine bir tünel veya göğe bir merdiven arayıp onlara bir mucize getirmen mümkünse yap. Allah dileseydi onları topluca doğru yola iletirdi. O hâlde cahillerden olma.
36. Ancak duyanlar cevap verir. Ölüleri Allah diriltir, sonra O’na döndürülürler.
37. “Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: Allah bir ayet indirmeye elbette kadirdir. Ama onların çoğu bilmez.
38. Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasın. Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra hepsi Rablerine toplanacaklardır.
39. Ayetlerimizi yalanlayanlar sağır ve dilsizdür karanlıklar içindedirler. Allah dileyeni saptırır, dileyeni doğru yola iletir.
40. De ki: Size Allah’ın azabı gelse ya da kıyamet saati gelse, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız, eğer doğru kimselerseniz?
41. Hayır, yalnızca O’na yalvarırsınız. Dilerse, kendisine yalvardığınız şeyi giderir. O zaman ortak koştuklarınızı unutursunuz.
42. Senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Onları sıkıntı ve zarara uğrattık ki yalvarsınlar.
43. Onlara azabımız geldiğinde keşke yalvarsalardı. Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yaptıklarını süsledi.
44. Hatırlatılan şeyi unuttuklarında, her şeyin kapılarını onlara açtık. Kendilerine verilenle sevindiklerinde, onları ansızın yakaladık ve birdenbire şaşkına döndüler.
45. Zalim olan toplumun kökü kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
46. De ki: Eğer Allah kulağınızı alır, gözlerinizi götürür, kalplerinizi mühürlerse, O’ndan başka hangi ilâh onları size geri getirir? Ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıkladığımıza bir bak. Yine de onlar yüz çeviriyorlar.
47. De ki: Eğer size Allah’ın azabı ansızın ya da açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı helak edilir?
48. Biz elçileri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse, onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
49. Ayetlerimizi yalanlayanlara ise, yoldan çıktıkları için azap dokunacaktır.
50. De ki: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmem, ben melek de değilim. Ben sadece bana vahyedilene uyarım.” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Düşünmez misiniz?”
51. Rablerine toplanacaklarından korkanları onunla uyar. Onların, O’ndan başka ne bir dostu ne de bir şefaatçisi vardır. Umulur ki sakınırlar.
52. Sabah akşam Rablerine O’nun rızasını dileyerek dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur. Onları kovarsan zalimlerden olursun.
53. Böylece biz, onların bazısını bazısıyla denedik ki, “Aramızdan Allah’ın kendilerine lütfettiği kimseler bunlar mı?” desinler. Allah şükredenleri en iyi bilendir.
54. Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, de ki: Selam size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazmıştır. Sizden kim cehaletle bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe eder ve düzelirse, bilsin ki O bağışlayandır, merhamet edendir.
55. İşte böylece ayetleri ayrıntılı bir şekilde açıklarız ki, suçluların yolu belli olsun.
56. De ki: Allah’tan başka çağırdıklarınıza kulluk etmekten men edildim. De ki: Ben sizin arzularınıza uymam. Yoksa sapmış olurum ve doğru yolu bulanlardan olmam.
57. De ki: Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanıyorum, ama siz onu yalanladınız. Acele ettiğiniz şey bende değil. Hüküm yalnız Allah’ındır. O gerçeği anlatır ve O hükmedenlerin en hayırlısıdır.
58. De ki: Acele ettiğiniz şey benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş bitirilmiş olurdu. Allah zalimleri en iyi bilendir.
59. Gaybın anahtarları O’nun yanındadır, onları O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde olanı bilir. Bir yaprak düşmez ki O bilmesin. Ne toprağın karanlıklarındaki bir tane, ne yaş, ne kuru bir şey yoktur ki apaçık kitapta olmasın.
60. Gece sizi vefat ettiren, gündüz ne yaptığınızı bilen O’dur. Sonra sizi gündüz diriltir ki belirlenmiş ecel tamam olsun. Sonra dönüşünüz O’nadır, sonra size yaptıklarınızı haber verir.
61. O, kullarının üzerinde mutlak hâkimdir. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar kusur etmezler.
62. Sonra onlar gerçek Mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’nundur. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.
63. De ki: Karada ve denizde karanlıklar içinde sizi kim kurtarır? O’na yalvararak ve gizlice yakarırsınız: “Eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız.”
64. De ki: Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır. Sonra siz yine ortak koşarsınız.
65. De ki: O, üzerinize tepeden ya da ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi gruplara ayırıp bir kısmınızı diğerine tattırmaya kadirdir. Bak, ayetleri nasıl türlü biçimlerde açıklıyoruz, umulur ki anlarlar.
66. Kavmin, onu yalanladı. Hâlbuki o haktır. De ki: Ben size vekil değilim.
67. Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. Yakında bileceksiniz.
68. Ayetlerimiz hakkında tartışmalara dalanları gördüğünde, başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra zalim toplulukla oturma.
69. Sakınanlara onların hesabından hiçbir sorumluluk yoktur. Ancak hatırlatmak gerekir, belki sakınırlar.
70. Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatı kendilerini aldatanları bırak. Onunla öğüt ver ki, kişi kazandıklarıyla helake uğramasın. Onun Allah’tan başka ne bir dostu ne de bir şefaatçisi vardır. Her türlü fidyeyi verse de kabul edilmez. Onlar kazandıklarıyla helake uğrayanlardır. Onlara kaynar sudan bir içecek ve inkâr etmelerinden dolayı acıklı bir azap vardır.
71. De ki: Allah’tan başka bize ne yararı ne de zararı dokunacak olanlara mı dua edelim? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, şeytanların yeryüzünde şaşırttığı, arkadaşları “Bize gel” diye doğru yola çağırdığı şaşkın kimse gibi arkamıza mı dönelim? De ki: Allah’ın rehberliği, işte rehberlik budur. Ve bize, âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredildi.
72. Namazı dosdoğru kılın, O’ndan sakının. Toplanacağınız yer O’nun huzurudur.
73. O, gökleri ve yeri hak ile yaratandır. “Ol” dediği gün olur. Sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün hüküm yalnız O’nundur. Görülmeyeni de, görüleni de bilendir. O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.
74. İbrahim, babası Âzer’e demişti: “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Gerçekten ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.”
75. Biz İbrahim’e göklerin ve yerin hükümranlığını böylece gösterdik ki, kesin inananlardan olsun.
76. Gece onun üzerine bastırınca bir yıldız gördü, dedi ki: Bu benim Rabbim. Yıldız batınca dedi ki: Ben batanları sevmem.
77. Ayı doğarken görünce dedi ki: Bu benim Rabbim. Ay batınca dedi ki: Rabbim bana doğru yolu göstermezse, kesinlikle sapıklığa düşen topluluktan olurum.
78. Güneşi doğarken görünce dedi ki: Bu benim Rabbim, bu daha büyük. Güneş batınca dedi ki: Ey kavmim, ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.
79. Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim, dosdoğru olarak ve ben müşriklerden değilim.
80. Kavmi onunla tartıştı. Dedi ki: Benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? Oysa O, bana doğru yolu göstermiştir. O’na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam, ancak Rabbim bir şey dilerse başka. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
81. Siz, Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmaktan korkmazken ben, sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım? Eğer biliyorsanız, güvene daha layık olan iki topluluktan hangisidir?
82. İman eden ve imanlarına zulüm karıştırmayanlar, işte onlar güven içindedirler ve doğru yolda olanlardır.
83. Bu, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delilimizdir. Dilediğimizin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
84. Biz ona İshak ve Yakub’u bağışladık. Her birini doğru yola ilettik. Daha önce Nuh’u da doğru yola iletmiştik. Onun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da. Biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.
85. Zekeriya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da. Hepsi salihlerdendi.
86. İsmail’i, Elyesa’ı, Yunus’u ve Lut’u da. Her birini alemlere üstün kıldık.
87. Atalarından, soylarından ve kardeşlerinden bazılarını seçtik ve onları dosdoğru yola ilettik.
88. Bu, Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla doğru yola iletir. Eğer onlar da ortak koşsalardı, yaptıkları işler boşa giderdi.
89. İşte onlar, kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimizdir. Şunlar onu inkâr ederse, onu inkâr etmeyen bir topluluğu onunla görevlendirmişizdir.
90. İşte onlar, Allah’ın hidayet verdiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. De ki: Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu sadece âlemler için bir öğüttür.
91. Allah’ı gereği gibi tanımadılar. “Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir” dediler. De ki: Musa’nın getirdiği, insanlar için bir nur ve rehber olan kitabı kim indirdi? Siz onu sayfalar hâline getirip bir kısmını açıklıyor, çoğunu gizliyorsunuz. Size ve atalarınıza öğretilmeyen şeyleri siz öğrendiniz. De ki: Allah. Sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.
92. Bu, kendisinden öncekini doğrulayan, mübarek bir kitaptır. Ümmü’l-kurâyı ve çevresindekileri uyarman için indirdik. Ahirete inananlar ona inanır ve onlar namazlarını korurlar.
93. Allah’a karşı yalan uyduran, “Bana vahiy geldi” deyip de kendisine hiçbir şey vahyedilmemiş olan kimseden daha zalim kimdir? Bir de “Ben de Allah’ın indirdiği gibi indireceğim” diyenler. Zulmedenleri ölüm sancıları içinde görsen; melekler ellerini uzatarak: “Canlarınızı çıkarın. Bugün, Allah’a karşı gerçek olmayanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerine karşı büyüklük tasladığınız için aşağılayıcı azapla cezalandırılacaksınız” derler.
94. Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi bize tek başınıza geldiniz. Size verdiğimiz şeyleri arkanızda bıraktınız. Yanınızda, içinizde ortak olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi de göremiyoruz. Aranızdaki bağlar kopmuş ve iddia ettikleriniz sizden kaybolup gitmiştir.
95. Şüphesiz Allah, daneyi ve çekirdeği çatlatandır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. İşte Allah budur. Nasıl da çevriliyorsunuz?
96. O, sabahı yarandır. Geceyi dinlenme vakti yaptı. Güneş ve ayı bir hesap ölçüsüne göre. Bu, aziz ve alim olanın takdiridir.
97. O, karanın ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için yıldızları yarattı. Bilen bir topluluk için ayetleri detaylandırdık.
98. O, sizi tek bir nefisten yarattı. İşte bir yerleşim yeri ve bir emanet yeri. Anlayan bir topluluk için ayetleri detaylandırdık.
99. Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık. Ondan yeşillik çıkardık. Ondan da üst üste binmiş taneler çıkarırız. Hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar – birbirine benzer ve benzemez – çıkarırız. Meyvesine bakın, meyve verdiğinde ve olgunlaştığında. İnanan bir topluluk için bunda ayetler vardır.
100. Cinleri Allah’a ortak koştular. Oysa onları O yarattı. O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar, hiçbir bilgiye dayanmadan. O, onların nitelendirdiklerinden uzaktır, yücedir.
101. Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. O’nun bir eşi olmadan çocuğu nasıl olur? O, her şeyi yaratmıştır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
102. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur. O’ndan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O’na kulluk edin. O, her şeye vekildir.
103. Gözler O’nu göremez, ama O gözleri görür. O, latif ve habîr olandır.
104. Rabbinizden size basiretler gelmiştir. Kim görürse, kendi yararına görür. Kim kör olursa, kendi aleyhinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.
105. Ayetleri böylece türlü yollarla açıklarız ki: “Sen ders çalıştın” desinler ve bilen bir topluluk için onu açıklayalım.
106. Sana Rabbin tarafından vahyedilene uy. O’ndan başka ilah yoktur. Müşriklerden yüz çevir.
107. Allah dileseydi onlar şirk koşmazdı. Biz seni onların başına bekçi yapmadık. Sen onların vekili de değilsin.
108. Allah’tan başkasına dua edenleri sövmeyin, yoksa onlar da bilmeden, düşmanlıkla Allah’a söverler. Biz her ümmete yaptıklarını süsledik. Sonra dönüşleri Rablerinedir. O da onlara yaptıklarını haber verecektir.
109. Onlar, bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler: “Kendilerine bir mucize gelirse mutlaka inanacaklardır.” De ki: Mucizeler yalnız Allah katındadır. Siz nereden bileceksiniz, o geldiğinde de inanmayacaklar.
110. Biz onların kalplerini ve gözlerini ters çeviririz; çünkü daha önce ona inanmadılar. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
111. Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarına toplasaydık, yine inanmazlardı; ancak Allah dilerse. Ama onların çoğu cahildir.
112. İşte böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onları ve iftiralarını bırak.
113. Ahirete inanmayanların kalpleri buna meylesin, ondan hoşlansınlar ve kazanmakta olduklarını kazansınlar diye.
114. Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? O ki, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onun Rabbin tarafından hak olarak indirildiğini bilirler. Sakın şüphe edenlerden olma.
115. Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işiten ve bilendir.
116. Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyarlar, onlar sadece tahminde bulunurlar.
117. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
118. Eğer Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah’ın ismi anılmış olandan yiyin.
119. Size ne oluyor ki, üzerine Allah’ın ismi anılmış olanlardan yemiyorsunuz? O, size haram olanı ayrıntılı olarak açıklamıştır. Ancak zaruret hâli başka. Gerçek şu ki, birçok kimse, bilgileri olmadan kendi hevesleriyle insanları saptırıyor. Şüphesiz Rabbin haddi aşanları en iyi bilendir.
120. Açık olan ve gizli olan günahı bırakın. Günah işleyenler, işleyegeldiklerinin cezasını görecektir.
121. Üzerine Allah’ın ismi anılmadan kesilenlerden yemeyin. Şüphesiz bu fısktır. Şeytanlar kendi dostlarına sizinle tartışmaları için vahyederler. Eğer onlara uyarsanız, siz de kesinlikle müşrik olursunuz.
122. Ölü iken dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde olup ondan hiç çıkamayan kimse gibi midir? Kâfirlere yaptıkları böyle süslenmiştir.
123. Böylece, her şehirde suç işleyen ileri gelenleri oranın başına koyduk ki, orada tuzak kursunlar. Ama kurdukları tuzaklar ancak kendi aleyhlerinedir, farkında değiller.
124. Kendilerine bir ayet geldiğinde: “Allah’ın peygamberlerine verilenin benzeri bize verilmedikçe inanmayacağız” dediler. Allah mesajını nereye koyacağını en iyi bilendir. Günah işleyenleri, Allah katında bir aşağılık ve ağır bir azap beklemektedir, hilelerinden ötürü.
125. Allah kime hidayet vermek isterse, onun göğsünü İslam’a açar. Kimi de saptırmak isterse, göğsünü sanki göğe tırmanıyormuş gibi daraltır, sıkıştırır. Allah, iman etmeyenlerin üzerine böylece pisliği salar.
126. Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Ayetleri düşünen bir topluluk için ayrıntılı olarak açıkladık.
127. Onlar için Rableri katında esenlik yurdu vardır. Yaptıklarından dolayı O, onların dostudur.
128. Gün olur, hepsini bir araya toplar: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan birçoklarını kendinize kattınız” der. Onların insanlardan olan dostları da der ki: “Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve belirlediğin süremize ulaştık.” Der ki: “Ateş, içinde sürekli kalacağınız yurdunuzdur. Ancak Allah’ın dilediği hariç.” Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.
129. İşte böylece, zalimlerden bazısını bazısına kazandıklarından dolayı musallat ederiz.
130. “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzle karşılaşacağınızı haber veren peygamberler gelmedi mi?” der. Derler ki: “Kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı. Kendi aleyhlerine kâfir olduklarına şahitlik ettiler.
131. Bu, Rabbinin şehirleri, halkı gaflet içinde iken zulümle helak edici olmamasındandır.
132. Herkese yaptıklarına göre dereceler vardır. Rabbin, onların yaptıklarından habersiz değildir.
133. Rabbin, ihtiyaçtan müstağnidir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi yok eder ve sizin ardından dilediğini halef kılar. Sizi başka bir topluluğun soyundan var ettiği gibi.
134. Şüphesiz size vaat edilen mutlaka gelecektir. Siz onu engelleyemezsiniz.
135. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın, ben de yapıyorum. Kimin yurdun sonu kendisinin olacak, yakında bileceksiniz. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremez.”
136. Allah’ın yarattıklarından ekin ve hayvanlardan bir kısmını Allah’a ayırdılar. “Bu Allah’a ait” dediler, “bu da ortaklarımıza.” Ortaklara ayrılan Allah’a ulaşmaz, Allah’a ayrılan ise ortaklara ulaşır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.
137. Ortakları, birçok müşriğe çocuklarını öldürmeyi süslü gösterdi ki onları helake sürüklesin ve dinlerini karıştırsınlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Artık onları ve iftiralarını bırak.
138. “Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır, sadece bizim dilediğimiz kimseler yiyebilir” dediler. Bazı hayvanların sırtı haram kılınmıştır, bazılarına da Allah’ın adını anmazlar. Allah’a iftira ederek. Yaptıkları iftiradan dolayı Allah onları cezalandıracaktır.
139. “Bu hayvanların karınlarındaki, yalnız erkeklerimize mahsustur; eşlerimize haramdır” dediler. Eğer ölü doğarsa, onda hepsi ortaktır. Allah, nitelediklerinden dolayı onları cezalandıracaktır. Şüphesiz O, hikmet sahibidir, bilendir.
140. Çocuklarını cahillikle, bilgisizlikle öldürenler ve Allah’a iftira ederek Allah’ın kendilerine verdiği rızkı haram kılanlar ziyana uğradılar. Şüphesiz onlar sapmıştır ve doğru yolu bulamamışlardır.
141. O’dur ki, çardaklı ve çardaksız bağlar, hurmalar, çeşitli ürünleri olan ekinler, zeytin ve nar, benzeşen ve benzeşmeyen şeyler yaratmıştır. Meyve verdiğinde meyvesinden yiyin, hasat günü hakkını verin. İsraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.
142. Hayvanlardan yük taşıyanı ve serili olanı da O yarattı. Allah’ın size verdiği rızıktan yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
143. Sekiz çift: koyundan iki, keçiden iki. De ki: “Allah bu iki erkeği mi haram kıldı, yoksa dişilerini mi? Yoksa dişilerinin rahimlerinin içindekini mi?” Eğer doğruysanız bana bilgiyle haber verin.
144. Deveden iki, sığırdan iki. De ki: “Allah bu iki erkeği mi haram kıldı, yoksa dişilerini mi? Yoksa dişilerinin rahimlerinin içindekini mi? Allah bunları size vasiyet ettiğinde siz şahit miydiniz?” Artık kim Allah’a yalan uydurup insanları bilgisizce saptırırsa, hiç şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
145. De ki: “Bana vahyolunanda, bir kimsenin yemesi için haram kılınmış bir şey bulmuyorum; ancak leş, akıtılmış kan, domuz eti –ki pisliktir– veya Allah’tan başkası adına kesilen fâsıklık varsa başka. Kim bunlara mecbur kalırsa, saldırmadan ve sınırı aşmadan, şüphesiz Rabbin bağışlayandır, merhametlidir.”
146. Yahudilere her tırnaklıyı haram kıldık. Sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram ettik; yalnızca sırtlarının veya bağırsaklarının taşıdığı veya kemiğe karışanları hariç. Onları azgınlıklarından dolayı böyle cezalandırdık. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.
147. Eğer seni yalanlarlarsa de ki: “Rabbin geniş rahmet sahibidir. Ama suçlular topluluğu için azabı geri çevrilmez.”
148. Ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız ortak koşardık, hiçbir şeyi haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: “Sizde bir bilgi var mı ki bize çıkarasınız?” Siz sadece zanna uyuyorsunuz. Siz sadece tahminde bulunuyorsunuz.
149. De ki: “En üstün delil Allah’ındır. Dileseydi hepinizi hidayete erdirirdi.”
150. De ki: “Allah’ın bunu haram kıldığına şahitlik edecek şahitlerinizi getirin.” Eğer şahitlik ederlerse, onlarla birlikte sen şahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayanların arzularına uyma. Onlar ahirete inanmayanlardır ve Rablerine eş koşanlardır.
151. De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldıklarını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya iyi davranın. Yoksulluktan dolayı çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Açık veya gizli çirkin işlere yaklaşmayın. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. İşte bunları size emretti ki aklınızı kullanasınız.”
152. “Yetimin malına, ergenlik çağına ulaşıncaya kadar en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz. Söz söylediğinizde, yakın da olsa adil olun. Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin. İşte bunları size emretti ki öğüt alasınız.”
153. “İşte bu, benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Başka yollara uymayın ki sizi O’nun yolundan ayırmasın. İşte bunları size emretti ki sakınasınız.”
154. Sonra Musa’ya, iyilik edenlere nimet olarak, her şeyi açıklayan, hidayet ve rahmet olarak kitabı verdik. Umulur ki, Rablerine kavuşacaklarına inanırlar.
155. Bu da indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun, sakının ki size merhamet edilsin.
156. “Kitap bizden önce iki topluluğa indirildi, biz onların okumalarından habersizdik” demeyesiniz diye.
157. Veya, “Eğer kitap bize indirilseydi, onlardan daha doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye. İşte size Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Artık Allah’ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı kötü bir azapla cezalandıracağız.
158. Onlar, meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı ayetleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanıyla bir hayır kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez. De ki: “Bekleyin, biz de beklemekteyiz.”
159. Dinlerini parça parça edenler ve fırkalara ayrılanlarla senin bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a aittir. Sonra O, onlara yaptıklarını haber verecektir.
160. Kim bir iyilik getirirse, ona onun on katı vardır. Kim bir kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır. Onlara zulmedilmez.
161. De ki: “Rabbim beni dosdoğru yola, sapasağlam dine, Allah’a ortak koşmayan İbrahim’in dinine iletti. O, müşriklerden değildi.”
162. De ki: “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
163. “O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emredildi ve ben Müslümanların ilkiyim.”
164. De ki: “Allah’tan başka bir rab mı arayayım? O, her şeyin Rabbidir. Her nefis sadece kendi kazandığına karşılık alır. Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi size haber verecektir.”
165. Sizi yeryüzünün halifeleri yapan O’dur. Bir kısmınızı diğerinin üzerine derecelerle yükseltti ki size verdiğiyle sizi denesin. Şüphesiz Rabbin cezalandırmada çabuktur. Ve şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ali-imran-suresi-yapay-zeka-meali/,https://kutsalayet.de/araf-suresi-yapay-zeka-meali/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız